menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Azınlıkta olmanın getirdiği stres faktörleri

28 5
15.02.2026

Geçen haftalarda kadınlar için üst düzey liderliğin çok dik bir yokuş olduğunu işlemeye başladım. Tarihten, geçmişten sayılarla örnekler verdim, kadınların liderlik ve yöneticilik konularında ne kadar az sayıda olduğuna değindim. Peki neden? Neydi engeller? Geçen haftalarda “Gizli Kültür Egemenlikleri”ne ve “Kadınların Sosyalizasyonu Teorisi”ne değindim, özellikle de erkek kültürünün egemenliği nedir sorusunu açtım.

Önceki bölümde görüldüğü gibi kadınlar erkeklerden yönetici konumlarında daha başarısız değildir. Öyleyse, eşit sayıları sağlamak için kadınları yönetici konumlarına başvurmak ve onları bu konumlarda sebatla devam etmeleri konusunda eğitmek, destek vermek gereklidir. Erkek adaylar bu tür eğitimi ve desteği resmi olmayan bir şekilde almaktadırlar. Geçen hafta başladığım kadınlara özel stres faktörleri ile devam ediyorum.

PATRON OLMA DUYGUSUNDAN HOŞLANMAMAK

Kadın yöneticiler liderlik görevlerinden hoşnut ve bu görevde erkekler kadar yeterli olmalarına rağmen bu noktada altlarında çalışanların algılarından dolayı sorunlar yaşanabiliyor. Kadınlar liderlik yaptığında onların liderliğinden hoşlanmayanlar tarafından baskın, patroniçe, diktatör gibi etiketlemeler yapılmakta, erkekler liderlik yaptığında onlara lider denmektedir.

Bir kadın yönetici aşağıdaki gibi belirtmiştir: ‘Bir kadın yönetici bir iş istediğinde ‘dırdır’ yapıyor gibi algılanmakta, erkek bir iş istediğinde yapıcı, inisiyatif sahibi olarak algılanmaktadır.’ Astlarının davranışlarından tatmin olmamak yöneticiler için bir stres faktörüdür. Richbell yaptığı araştırmada yukarıdaki tür ayrımcılık yaşayan kadın yöneticilerin uzun vadede liderlik özelliklerini yitirdiklerini ve altlarında çalışanlarla müşterilerine daha düşük hizmet vermeye başladıklarını saptamıştır.

TAKIM ÜYESİ OLMAK İSTİYORLAR

İlgi çeken bir başka konu da birçok kadın yöneticinin ‘patron olmak’ olgusundan rahatsız olduklarının, ‘bir takımın üyesi’ gibi deyimleri ve nosyonları yeğ tuttuklarının saptanmasıdır. Bir kadın yönetici şu açıklamayı yapmıştır: ‘Ben kendimi hiçbir zaman ‘patron’ gibi bir mevkide görmedim. Hiyerarşiden hoşlanmadığım halde onu kabul etmek zorundayım. ‘Birlikte çalışmak’ nosyonu benim için daha uygun.’

Yine başka bir kadın yönetici aşağıdaki sözleri söylemiştir: ‘Liderlik rolünden kaçmaya çalışırım. Bir örnek vermek gerekirse bir gün benim için çalışan iki beyle beraberdim. Onlar bir konuşma yapıyordu. Ben sesimi çıkarmadım. Kendimi geri planda tuttum. Beni çaycı kadın sanmışlar. Benim rolüm ‘büyük lider’ olmak yerine diğer kişileri harekete geçirmek olmalı.’

KADINLARIN SOSYALİZASYONUNDAN KAYNAKLI

Bir başka kadın ‘patron olmak’tan ne kadar rahatsız olduğunu dile getirmiştir: ‘Patron olmakta çok zorlanıyorum. Meslektaşlarım ile dışarı çıktığımda, onlar beni ‘patronum’ diye tanıştırırlarsa çok utanıyorum. Kimsenin patronu olarak tanıştırılmak istemiyorum. Beni patron diye tanıştıranlara bunu hep söylüyorum.’

Miller, kadın yöneticilerin ‘patron’ olmaktan........

© Aydınlık