Avrupalı milliyetçiler Trump ile yollarını ayırıyo
Macaristan eski Başbakanı ve Fidesz partisinin adayı Victor Orban 12 Nisan’da yapılan genel seçimlerden yenilgiyle çıktı. Batı milliyetçiliğinin Avrupa’daki temsilcisi olan Orban, 16 yıldır iktidardaydı. Orban’ın son dönemde giderek saldırganlaşan ABD Başkanı Trump ile ilişkilerini kesmemesi ve seçimlerde Trump’ın açık desteğini alması, Avrupa’nın milliyetçi partilerini endişelendirdi.
Orban’ın Trump aşkı; seçim kampanyasına ABD Başkan Yardımcısı JP Vance’in Budapeşte’ye gelerek bizzat katılması bu yenilginin önemli nedenlerinden biri olarak görüldü. Trump, 12 Nisan seçimlerinden hemen önce Truth Social'da yayınladığı bir mesajda Macar halkını Orban’a oy verme çağırısında bulundu ve “Ben onun yanındayım” dedi. Yine seçimlerden bir ay önce ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Budapeşte'ye gelerek Orban’a destek vereceklerini açıkladılar.
Özellikle Macaristan’da Orban’ın yenilgisi, ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı başta Almanya için Alternatif Parti (AfD), Marine Le Pen’in Ulusal Birlik (RN) partisi, Meloni’nin İtalyan Kardeşliği Partisi olmak üzere Avrupa’nın milliyetçi partilerininTrump’a karşı tutumlarını gözden geçirmesine neden oldu. Avrupa milliyetçi partiler üzerine Uzman Fransız Sosyolog Erwan LecœurTrump için “Aşırı agresif ve bazen de fetihçi milliyetçiliğiyle, Amerikalı amca biraz fazla göze çarpıyor ve özellikle de biraz fazla savaşçı oluyor. Hatta bu Avrupa aşırı sağ partileri için bir yük haline bile gelebilir” değerlendirmesinde bulunuyor.
Jean-Jaurès Vakfı'nın Siyasi Radikalizm Gözlemevi Direktörü Siyaset Bilimci Jean-Yves Camus da Avrupa milliyetçileriyle Trump arasındaki ilişkiyi sorgulayarak “kendi ülkelerinde anketlerde başı çeken ve şimdiden seçimleri kazanabilecek durumda olan RN, AfD gibi partiler, Donald Trump ile yakınlıklarını sürdürerek kazanacaklarından çok kaybedecekleri var” diyor.
ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı ve aldığı yenilgi dengeleri alt üst etti. Özellikle Atlantik cephesindeki bölünme hızlandı, ABD ve Avrupa arasındaki çelişmeler daha da arttı. NATO dağılmanın eşiğine geldi. Diğer önemli bir gelişme de Avrupalı milliyetçiler ABD’ye tavır alarak yollarını ayırmaya başladılar.
MARİNE LE PEN: ONDAN UZAK DURMALIYIZ
Politico’nun aktardığına göre, Marine Le Pen’in Ulusal Birlik partisinden üst düzey bir yetkili “Mevcut bağlamda ABD ile yakınlık, Macar seçmenler tarafından olumlu karşılanmadı” dedi. Marine Le Pen geçen salı günü yaptıkları parti toplantısında partisinin milletvekillerini ve yöneticilerini Trump’ı kastederek “Ondan uzak durmalıyız” diye uyardı. Geçen hafta Avrupa’nın milliyetçi parti liderleri Milano’da bir araya geldi. Toplantıya katılan RN Başkanı Jordan Bardella yaptığı açıklamada “Başkan Trump'ın savaş hedefleri tamamen dengesiz. Bugün onun eylemlerinde bir tutarlılık bulmaya çalışan kişiye bol şans” dedi.
AfD TRUMP’TAN UZAKLAŞIYOR
AfD Eş Başkanı Tino Chrupalla, Donald Trump’ın İran rejimine yönelik sert paylaşımına 'deli' diyerek tepki gösterdi. Trump, “Bütün medeniyet bu gece ölecek” başlığıyla İran’daki molla rejiminin son bulacağını ima etmişti. Chrupalla Trump’ın İran rejimiyle ilgili X paylaşımına tek kelimeyle tepki verdi: Deli.
AfD Milletvekili Matthias Moosdorf, X'te yaptığı açıklamada, ABD Başkan Yardımcısı Vance'in Orban’ı desteklemek için birlikte miting düzenlemeside dahil olmak üzere Budapeşte ile Trump yönetimi arasındaki “gösterişli dostluk sergilemesinin” “(Macar liderin) boynuna bir yük olarak bindiğini” belirtti. Politico durumu şöyle değerlendirdi: “İran'a karşı savaşın yarattığı olumsuz tepkilerin artması ve önemli seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte, Almanya'nın aşırı sağcı partisi Alternatif için Almanya'nın (AfD) liderleri, ABD Başkanı Donald Trump'tan sessizce uzaklaşıyor.”
MELONİ DE TRUMP’A TAVIR ALDI
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni Orban’dan sonra Avrupa’da Trump’a en yakın liderlerden biriydi. Trump ne tür çılgınlık yaparsa yapsın, Meloni göz yumuyor, gümrükler ve hatta Washington'un Grönland üzerindeki emelleri konusunda yatıştırıcı bir tutum sergiliyordu. Meloni, ABD ve İsrail’in İran’a saldırısına diğer Avrupalı liderle birlikte karşı çıktı. Öyle ki bölgeye giden Amerikan bombardıman uçaklarının Sicilya'daki Sigonella üssüne inmesini yasakladı. Bu Trump için beklenmedik bir tavırdı. Kızgınlığını Truth Social platformunda şöyle ifade etti: “İtalya bizim için orada değildi, biz de onlar için orada olmayacağız!”
TRUMP’IN VENEZÜELLA VE GRÖNLAND ÇIKIŞIYLA TEPKİLER ARTTI
Avrupa milliyetçilerinin Trump’tan uzaklaşmaları yeni değil. Avrupa’ya uygulanan gümrük tarifelerinin artırılması ile başlayan tepkiler, Trump’ın Grönland'ı ele geçirme açıklamaları ve Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu kaçırarak ABD’de yargılama girişimi ile açıkça tavır almaya yöneltmiştir.
Alman milliyetçi partisinin liderlerinden Alice Weidel Trump’ın Grönland’ı ele geçirme açıklamalarından sonra “Başkan (Trump), diğer ülkelerin içişlerine karışmayacağına dair temel bir seçim vaadini ihlal etti ve seçmenlerine bunun hesabını vermeli” dedi. Ulusal Birlik Partisi Başkanı Jordan Bardella da yaptığı açıklamada ABD Başkanının Venezüella ve Grönland’da “emperyalist emellere geri döndüğü” ve “uluslararası hukuku çiğnediğini” ifade etmişti. Partinin Meclis Grup Başkanı ve Lideri Marine Le Pen de Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun kaçırılmasını açıkça kınayarak, bir devletin egemenliğinin “dokunulmaz ve kutsal” olduğunu belirtmişti. Danimarka'nın bir toprağı olan Grönland'a yönelik tehditler, bu eleştirileri daha da şiddetlendirdi.
BATI MİLLİYETÇİLİĞİN KİRİ PASI
Fakat Venezüella ve İran konusunda Avrupa milliyetçileri iyi bir sınav vermedi. Trump’a karşı yapılan açıklamalar, Venezüella ve İran karşıtı açıklamaların gölgesinde kaldı. Avrupa milliyetçilerinin Batıcı damarları uluslararası saflaşmaya uygun ve doğru bir tutum değildi. ABD Venezüella Başkanını uluslararası hukuka aykırı bir şekilde kaçırmıştı ama diğer taraftan “diktatör Maduro’yu” da savunmayacaklardı. Aynı şekilde ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı yine uluslararası hukuka aykırıydı ama “molla rejiminin” yıkılmasına da karşı çıkmayacaklardı. Tipik Batıcı ve küreselleşmeci bir tutum. Daha doğrusu “Batı milliyetçiliği”. Yani saldırgan ve ırkçı Batı’nın kirini pasını içinde taşıyorlar.
Fakat Avrupa öyle bir durumda ki küreselcilerin, sosyal demokratların ve onların neoliberal sisteminin iflas ettiği, devrimci bilimsel sosyalist bir programa sahip partilerin olmadığı bir dönemde kiriyle pasıyla Avrupa milliyetçileri ilerici bir rol oynuyorlar. Sermayenin emrindeki AB’ye ve onun yönetimini elinde tutan Brüksel diktatörlüğüne karşı ülkelerinin milli çıkarlarını savunuyorlar. Aynı zamanda Yeni Dünya’nın temsilcileri olan Çin ve Rusya ile dostluğu savunurken, Avrupa’da savaşa karşı çıkıyorlar.
Saldırgan bir emperyalist ülkeye; bugün somut olarak Amerikan emperyalizmine karşı olmadan Avrupa ülkeleri gibi kapitalist emperyalist ülkeler de dahil milliyetçi bir çizgiye sahip olmazlar. Çünkü Avrupa 80 yıldır ABD emperyalizminin denetiminde ve onun vurucu gücü NATO’nun hizmetindedir. Öyleyse Avrupa’nın ve tek tek Avrupa ülkelerinin milliyetçileri ABD ve NATO karşıtı bir politika izlemezse ülkelerinin milli çıkarlarını savunamazlar.
Bu partiler hem Rusya ve Çin hem de ABD dostu olabilirler mi? Çelişkilerin keskinleştiği ve saflaşmanın netleştiği bir dünyada ya Avrasya’nın ya da ABD’nin yanındasın. Avrupa’nın bugün bağımsız bir güç ve üçüncü bir kutup olma şansı yoktur. Önümüzdeki yıllarda Avrupa Birliği’nin (AB) birlik olarak kalma şansı da bulunmuyor. Dağılan Birliğin ülkelerinde iktidara gelen “milli” hükümetler de bir zorunluluk olarak Yeni Dünya’nın Avrasya’nın yanında konumlanacaktır. Yani Atlantik’ten kopan Avrupa ülkeleri Asya’ya yönelecektir.
TRUMP VE AVRUPALI MİLLİYETÇİLER
Bugün Avrupa’nın Milliyetçi parti liderleri Trump’tan uzaklaşıyor diyorsak, demek ki önceden aralarında bir yakınlık vardı. Öyleydi; Başta Orban ve Meloni olmak üzere Fransa’da Ulusal Birlik, Almanya’da AfD Trump’ın seçilmesine sevinmişlerdi.
Macaristan Başbakanı Viktor Orban Trump’ın seçilmesini “dünyanın şiddetle ihtiyaç duyduğu bir zafer” olarak değerlendirirken Almanya Alternatif Partisi (AfD) Eş Başkanı “Bu seçime karar verenin uyanmış Hollywood değil, çalışan Amerikan halkı” olduğunu söyledi. Ulusal Birlik Partisi ve AP Vatanseverler Grubu Başkanı Jordan Bardella da “Donald Trump'ın vatanseverliğine ve ülkesinin çıkarlarını savunma konusundaki istekliliğine büyük saygı ve hayranlık duyuyorum” dedi.
MİLLİYETÇİ LİDERLER TRUMP’IN SEÇİLMESİNİ SELAMLADI
Son Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde Milliyetçiler güçlenerek çıktılar. Haziran 2024 seçimlerinin ardından Avrupa Parlamentosu'nda 187 milletvekilleri bulunuyor. Fakat aralarında bir birlik yok. AP’de üç gruba ayrılmış durumdalar.
Fransa'da Le Pen’in Ulusal Birlik partisi, Macaristan'da Fidesz, İspanya'da Vox ve İtalya'da Lega'yı içeren Avrupa için Vatanseverler,
İtalya’nın Kardeşleri ve Polonya'daki Hukuk ve Adalet Partisi'ni de içeren Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri
Almanya'da AfD'nin de dahil olduğu Egemen Milletler Avrupası.
Bu partiler Macaristan’da ve İtalya’da iktidarda veya ülkenin birinci, ikinci partisi durumundalar.
AB’nin milliyetçi partilerinin bu zaferinden sonra Kasım 2024’te ABD seçimlerinde Trump’ın seçilmesini “küreselcilere karşı” önemli bir başarı olarak görülmüştü. Trump “Önce Amerika” diyor, küreselcilerin Rusya’ya karşı Ukrayna’yıdesteklediği savaşı bitireceğini ve “barış” getireceğini söylüyordu. Savaş yanılışı Avrupalı küreselcileri dışlayarak Rusya ile görüşmeler yapıyor, Ukrayna’nın NATO üyeliğine karşı çıkıyordu. Büyük çoğunluğu Avrupa ülkelerinden oluşan NATO’dan çıkacağı tehdidinde bulunuyordu. Trump’ın bu politikaları Avrupalı milliyetçilerin politikalarıyla çakışıyordu.
AP VATANSEVERLER GRUBU’NUN MADRİD ZİRVESİ
Avrupa Parlamentosu'nda (AP) Temmuz 2024’te kurulan ve AP’nin üçüncü büyük grubu olan “Avrupa için Vatanseverler” grubunun milliyetçi liderleri 8 Şubat 2025’te İspanya'nın başkenti Madrid’de ilk zirvesini gerçekleştirdi. Macaristan Başbakanı Viktor Orban'dan Marine Le Pen'e kadar hepsi Amerikan Başkanı'nı kendi kampları için gelecek zaferlerin habercisi olarak değerlendirdi. Avrupa Vatanseverler Grubu'nun Madrid Zirvesi milliyetçilerin Trump’a bakışı açısından önemliydi.
‘AVRUPA'YI YENİDEN BÜYÜK YAP’
Toplantı için seçilen slogan “Avrupa'yı Yeniden Büyük Yap.” Trump’ın “Amerika'yı Yeniden Büyük Yap” sloganına bir gönderme yapılmıştı. Avrupa’nın milliyetçileri Trump için övgü dolu sözler kullandı: İspanya'nın milliyetçi partisi Vox'un Lideri Santiago Abascal Trump’ı “iyilik, hakikat, sağduyu ve özgürlük için savaşan bir silah arkadaşı” olarak tanımlarken İtalyan Konsey Başkan Yardımcısı ve La Lega partisinin Lideri Matteo Salvini, “Trump, sağduyu devriminin mümkün olduğunu gösterdi.” demişti
YOLLARINI AYIRDILAR
Fakat 2025 yılı boyunca Avrupa dahil neredeyse tüm dünyaya ek gümrük vergisi getireceğini açıklayan Trump; iktidarda olan küreselcileri rahatsız ettiği gibi Milliyetçi partilerin de tepkisini çekmişti. “Yirmi dört saate bitireceğim” dediği Ukrayna savaşında da bir ilerleme kaydedilmedi.
Trump’ın gerçek yüzü 2026 yılının başında ortaya çıktı. “Barış adamı” Hitlerin çizmesini giyerek Venezüella ve Grönland’a karşı haydutluğa başladı. Son İran saldırısıyla çizmeyi aştı. Trump ile Avrupalı Milliyetçiler arasındaki balayı fazla sürmedi. 2026 yılında Trump ile ilişkiler sorgulandı ve karşı tutum alındı.
