Avrupalı küreselciler Trump’ın haydutluğuna ortak |
Yeni yıl ABD emperyalizminin haydutluğu ile başladı. 3 Ocak sabahı erken saatlerde, Amerikan özel kuvvetleri Venezuela’nın başkenti Caracas'ı bombalayarak Başkan Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i kaçırdı. BM Güvenlik Konseyi acil toplantı yapmadı. Çin ve Rusya, Venezuela'nın egemenliğinin açık bir ihlali olduğunu kınarken, birçok Latin Amerika ülkesi “derin endişelerini” dile getirdi.
İktidara geldiğinden bu yana Trump, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kendilerinin oluşturduğu uluslararası düzeni ve bu düzenin kurumlarını tanımadığını zaten daha önce defalarca açıklamış ve bu doğrultuda hareket etmişti. Artık “uluslararası hukuk” yok, güçlünün veya kendini güçlü sananların hukuksuzluğu var. Batının daha doğrusu ABD’nin esir aldığı bir Birleşmiş Milletler var. Böylece “Kurallara dayalı” uluslararası düzen son perdesini indirdi.
İçinde bulunduğu yenilginin korkusunu yaşayan ABD’nin yüzünde artık “demokrasi”, “insan hakları” maskesi de yok. Doğrudan eşkıyalığı ve haydutluğu var.
Trump eşkıyasının Venezuela saldırısı ile 2026 yılı, uzun bir süredir konuşulan Atlantik cephesinin yenilgisi ve Batı’nın bölünmesi sürecinin hızlanacağı, “Amerikan Yüzyılı” veya “Pax Americana” denen ABD hakimiyetinin çöktüğü ve bu düzeni ayakta tutan “dolar imparatorluğu” nun da sonunun geldiğini teyit etti.
Venezuela tatlı su, altın, mineraller ve nadir toprak elementlerinin yanı sıra, tek başına dünya petrol rezervlerinin 'sine sahip. Yani dünyanın en büyük rezervleri. 303 milyar varil kanıtlanmış rezerv (Suudi Arabistan'dan fazla). Maduro, ABD emperyalizminin yaptırımlarını aşmak için petrol satışlarını avro, Çin yuanı ve Rus rublesi cinsinden yapmaya başladı. Çin ile doğrudan ikili anlaşmalar yaptı. Ödemeler SWIFT sistemi dışında yapılmaya başlandı. Aynı şekilde Rusya ve İran ile yakın ortaklıklar kurdu. Ödemelerde dolar dışlanmıştı. BRICS’e katılma talebinde bulundu. Devasa rezervleriyle Venezuela, büyük çapta doların ortadan kaldırılmasının öncüsü olabilirdi. Zaten Rusya, İran ve Suudi Arabistan bu yola girmiş ve “Petro Dolar” büyük bir darbe almıştı.
Bloomberg'e göre Venezuela petrolünün ’ini ithal eden Çin, enerji ve altyapı alanlarında Venezuela için “önemli bir kredi veren” haline geldi. 2015 yılına kadar Pekin, Çin devlet bankaları aracılığıyla petrol ile teminatlandırılmış 60 milyar dolardan fazla kredi verdi.
Trump gözünü Venezuela petrolüne dikmişti. Basın toplantısında “Exxon Mobil ve Chevron gibi büyük şirketlerimiz milyarlarca dolar yatırım yapacak... Bu çürümüş endüstri bizim yönetimimizde çok para kazanacak” diyordu. Daha da ileri giderek “Venezuela’yı biz yöneteceğiz” diyecek kadar hayal görüyordu.
Artık ABD’nin böyle bir gücü yoktu; evet Başkan Maduro’yu esir almıştı ama Venezuela’da hedefine ulaşamadı. Venezuela halkıyla, ordusuyla ve iktidarıyla hızlı bir şekilde toparlandı. Maduro’nun yerine Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez geçici Başkan olarak atandı. Rodriguez yaptığı açıklamada “Bu saldırının tek bir amacı vardı: Venezuela'da rejim değişikliği yaparak enerji, maden ve doğal kaynaklarımızı ele geçirmek…Venezuela'daki ulusal iktidarın tüm siyasi aktörleri bugün bir araya gelmiştir. Ancak ülkenin sokaklarında da halk, Cumhurbaşkanı'nın daha önce yaptığı çağrıya yanıt olarak harekete geçti… Mirasımız gereği, bugün şafak vakti vahşice saldırıya uğrayan ulusal bağımsızlığımızı, egemenliğimizi ve toprak bütünlüğümüzü korumak kutsal bir görevimizdir… Venezuela'yı savunmaya hazırız. Ulusal kalkınmaya hizmet etmesi gereken doğal kaynaklarımızı savunmaya hazırız. Bugün, Venezuela halkı hidrokarbonlarının ve enerji kaynaklarının stratejik öneminin tam olarak farkındadır… Ve şundan emin olun: Venezüella halkı, bilge, sabırlı, stratejik sabırla donatılmış bir halk olarak, barışı, huzuru ve vatanı savunmanın yolunu bulacaktır” dedi.
Avrupa’nın küreselci liderleri ABD Başkanı Trump’ın Venezuela’ya saldırısı ve Maduro’nun kaçırılmasına sevindiler ve Trump’ın haydutluğuna ortak oldular. Fransa Cumhurbaşkanı Macron, İngiltere Başbakanı Starmer ve Almanya Başbakanı........