We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Mutluluk (4): Bir kültürel kurgu olarak erkeklik-dişilik

46 8 3
15.05.2022

İlkokulla birlikte anneden uzaklaşır erkek çocuklar. Daha doğrusu anne kendi işlerine yönelirken bir şekilde erkek çocuktan uzağa gider. Kızlar anneleriyle hemcins olmanın bedensel yakınlığını sürdürürler. Ve kız anneden kadın olmayı öğrenir; en azından buna imkan vardır. Erkeklerin dışlandığı kadın kadına toplantılar ve homoerotik kadın kadına olma halleri yaşanır. Çocuğa ‘temizlik’ ve cinsellik bazen dolaylı bazen de doğrudan anlatılır. Beraber yıkanılır, saçlar taranır; ‘kadın olma halleri’ ortak bir gize dönüşür.

Baba, evde olmayan, akşamları eve yorgun gelen adamdır. Oğlan anneyi yitirir ama bu babaya kavuştuğu anlamına gelmez. Psikanalizde “mevcut olmayan babalar” (abwesende Väter) dediğimiz bir kavram var. Çocuğun babası vardır; akşam eve gelen ve arada bir çocuğa bağıran bir adam. Annenin “Babana söylerim!” tehdidiyle psikolojik dünyamıza giren ama duygusal olarak çok uzağımızda olan bir adam. Anne (genelde bu toplumda) kadınlığı çorba pişirmek ve temizlik ile ilişkilendirip obsesyonu titizlik olarak tanımlarken, erkeği de ‘duygusal hedefe midesinden ulaşılan garip obje’ olarak tasarlar. Babanın erkeklik konsepti ise akşam evine ellerinde filelerle gelen adam olmaktır. Bu durumda mutlu aile, oral gereksinimleri giderilen ve anal konular olarak tanımlanabilecek temizliğin, titizliğin ve düzenin olduğu ailedir. Yani ailenin duygusal gelişmişlik düzeyi üzerinden mutluluğu tanımlarsam, 4-5 yaş civarındadır.

Ertelenmiş duygular coğrafyası

Annenin kucağından attığı, babanın ortalıkta olmadığı durumda erkek çocuklar kendi yaşıtlarıyla homoerotik (erkek erkeğe) oyunlar oynayarak hayatı kavramaya çalışırlar. Çocuklar ve gençler oyunlar üzerinden hayatı kavrar, ondan keyif alır ve mutlu olurken yetişkinler bunu engellerler. Çünkü onlara göre oyun oynamak zamanı öldürmektir, işe yaramayan gereksiz bir şeydir! Kaynakların az ve sınırlı olduğu toplumlarda yapılan eylemlerin bir anlamının, üretim bağlamında da bir karşılığının olması gerekir. Oyun işte bu konsepte terstir: Zamanı harcamak, bir şey üretmemek, işe yaramamak ve sadece haz almaktır! Oyun boşa harcanan zaman olarak değerlendirilir. Bir topun peşinden koşmak, saatlerce oyunlar oynamak ve doymamak. İşte bu durum yetişkinleri çıldırtır. Ve sonunda engellenir. Çocuklar oyun oynarken mutludur; oyun oynayamayan, oyunu engellenen çocuklar mutluluk konsepti geliştirmekte zorlanırlar...

Hayatı öğretmek adına, ilkokulda derslerime çalışırsam otuz yıl sonra büyük adam olup mutlu olacağıma dair nasihatleri çok dinledim ben. O çağlarda benim zamanı hayatımda anlamlandırmam ve düzenlemem bir hafta ya da bir ay ile sınırlıyken, hayal dünyamda daha uzun zaman yolculuklarına çıkamazken, ‘büyüklerim’ mutluluğumu otuz yıl sonraya atıyorlardı.

Babamdan bisiklet istediğimde yanıtı “Sınıfını geçince!” idi. Yani o an ‘olsa’ hayallerini kurduğum, bisikletimin üzerinde kendimi bir kovboy gibi düşlediğim sahnede mutluydum ve bunun gerçek olmasını, yani mutluluğumu babam erteliyordu. Sonra bu tehir “Okul bitince!”ye, daha sonra da “Kocaman adam........

© Artı Gerçek


Get it on Google Play