We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Evde kalmak tamam da, ya hayatın içinde kalmak?

82 3 17
30.03.2020

65 yaş üstü bireylere uygulanan sokağa çıkma yasağı ve bu yasağa uymakta güçlük çekenlere yönelik alaycı tutumlar bu yaş grubunu nasıl etkiliyor? Dr. Aynur Özge anlattı.

Türkiye’de Koronavirüs ile mücadele kapsamında, risk grubu olan 65 yaş üstü kişilerin sokağa çıkması yasaklandı. Yasağı çiğneyen kişilere ceza kesilirken, yasağı ihlal edenlere yapılan acımasız şakalar özellikle sosyal medyada yoğun bir şekilde paylaşıldı. Hareket alanları kısıtlandığı için zorlanan ileri yaştaki insanlara gülmek yerine, evden çıkmamanın onları nasıl etkilediği üzerine durup düşünmek gerekiyor. Yıllardır aktif yaşlanma üzerine çalışan ve Türkiye’de bir ilke imza atarak Mersin’de Demans İhtisas Merkezi kuran nörolog Dr. Aynur Özge ile salgına karşı alınan önlemlerin ve kendilerine yönelik alaycı tutumların ileri yaştaki bireyleri nasıl etkilediğini konuştuk.

- Yıllardır hem bir doktor hem de STK lideri olarak aktif yaşlanma ve ileri yaşta üretkenlik konusunda farkındalık yaratmakla kalmıyor, çok sayıda projeyi de hayata geçiriyorsunuz. Türkiye’de 65 yaş üstü kişiler için uygulamaya konulan sokağa çıkma yasağı bu yaş grubu insanları nasıl etkiledi?

Toplumlarda -çekirdek aileye geçişte zarar görmüş olsa da- aile büyükleri bilgeliği ve karar mekanizmasını temsil eder. İleri yaştaki bireylerin özgürlük alanını kısıtlamak, bilgelik ve karar mekanizmasını olumsuz etkiledi. Düşünsenize, günlük manav, bakkal, pazar alışverişi için de olsa evden çıkan annenin yerine hangi biberin uygun olduğuna başkası karar verecek. Keza, hiç olmazsa camiye, kahvehaneye gidip ev halkına bir parça olsa özgürlük alanı veren ve bir ekmek alarak eve dönen babanın tüm sorumluluğunu elinden alıp “Senin yerine ekmeği biz göndeririz” dediğimizde de aslında sorun çözülmüyor. Öte yandan, bu kesim hâlâ üretken durumda. Torun bakıyor, esnaf veya çiftçi ise bilfiil çalışıyor. Sivil toplumun ön saflarında bu kesimi, özellikle de kadınları görüyorsunuz. Koşturuyorlar, proje üretiyorlar, sosyalleşiyorlar ve işe yaradıklarını hissediyorlar.

- Sokağa çıkma yasağının ardından etrafınızdaki ileri yaşta bireylere dair gözlemleriniz neler?

İçlerinde engelli çocuğu olanlar var. O çocuklar da genellikle 40’lı yaşlarda. Bu anne babalar için özellikle zihinsel veya ruhsal engelli çocukları evde tutmak neredeyse imkânsız. Babasıyla birkaç saat dışarı çıkan engelli çocuk güvenle evine dönebiliyorken şu anda bu mümkün değil. 65 yaşının üzerinde bir baba, engelli oğluyla ilgili olarak, “Nerede gezdiğini hangi virüsleri eve getirdiğini bilemiyorum ve eve gelebilecek mi diye endişeliyim, zira daha önce kaybolduğu da olmuştu” diyor. Başka bir 65 yaş üstü çift, kızları ve damatları işte olduğu ve okullar da kapalı olduğu için, her gün eve bırakılan torunlara bakıyor. “Napalım mecburuz; evlatlarımız işteyken akılları çocuklarda kalır” diyorlar. Büyük torunun evde sıkıldığı için sıkça dışarıya dolaşmaya çıkıp gelmesi onları eve hastalık getirir diye hayli endişelendiriyor. Yine yalnız yaşayan bir başka büyüğümüz, zor hareket edebildiği için her gün ona kahve içmeye gelen komşularla sosyalleşirken, son haftalarda tamamen yalnız olmaktan oldukça dertli. Kısacası bu kesim, zannedildiği gibi ununu eleyip eleğini asmış pasif kişiler kadar, hâlâ aktif sorumlulukları olan kişilerden de oluşuyor, ki öyle de olmalı.

-........

© Artı Gerçek