We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Yine faşizm, oligarşi ve parlamento

45 9 15
12.10.2021

Kitaplar tutacak bir konuyu kısa bir makalede ele almanın, konuyu yeterince anlatamamak gibi bir riski vardır. Öte yandan, faşizm ve diğer rejim türleri üzerine yapılan bir soyutlamanın, faşizmin kitlesel temeli ya da “Bonapartizm” gibi hükümet darbesi biçimlerini ele almaması da doğal karşılanmalıdır. Bununla beraber, geçen haftaki “Faşizm!” makalesine bazı ekler yapmak gereğini duydum.

Faşizmi, “burjuva sınıfının tamamının diktatörlüğü” olarak tanımlamak, beraberinde ister istemez bazı yanlış anlamaları getiriyor. Öncelikle belirteyim ki, bütün burjuva rejimlerinde burjuvazi ile devlet arasında bir görece özerklik ilişkisi vardır. Yani sınıfla devlet bir bütün içinde kaynaşmış değildir hiçbir zaman. Aralarında çelişki ve çatışmalar olması doğaldır.

Parlamenter rejimlerde bu çelişkiler, burjuvazinin, kendini kendi devletinden korumak üzere, devlete bazı kısıtlamalar getirmesiyle çözülmeye çalışılır. Bu kısıtlamaların başında bireysel hakları güvenceye alan hukuk ve tekelci iktidar yapılarına karşı kuvvetler ayrılığı gelir. Parlamenter sistemlerdeki seçim yasaları, mümkün olduğu kadar tek partili bir oligarşiye yol açmayacak ya da en azından kısıtlayacak şekilde ayarlanmıştır. Bu yüzden, parlamenter sistemlerde esas hükümet şekli koalisyondur. Tek parti iktidara geçmiş olsa bile, iktidar, parlamento ve diğer anayasal kurumlarla sarılır ve denetlenir.

Örneğin, Başkanlık Sistemiyle yönetilen ABD bunun iyi bir örneğidir, Başkan ve iktidarı, çok köklü anayasal denetim kurumlarıyla sarılmıştır. Bu tür başkanlık sistemi oligarşik sisteme değil, parlamenter sisteme daha yakındır. Anayasal kurumlar Başkan’a değil, Başkan anayasal kurumlara tabidir.

Tek........

© Artı Gerçek


Get it on Google Play