We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Siyasi iktidar ve ideolojik hegemonya

65 11 6
06.06.2022

Siyasi iktidar ile ideolojik hegemonya her zaman üst üste oturmaz, hatta çoğunlukla oturmaz. Totaliter rejimler bunu bildiklerinden ya da hissettiklerinden ideolojik hegemonyayı siyasi aygıtların zoru yoluyla sağlamaya çalışırlar. Elbette “zorla güzellik” ne kadar olursa! Bu tür ülkelerde, ideolojik hegemonyanın taşıyıcısı entelijansiya zor karşısında boyun eğmiş gibi görünür ama siyasi baskının gevşediği an başkaldırır. Doğu Avrupa ülkelerinde daha rejimler çökmeden olan budur. Bu rejimlerin çökmesinde rejim karşıtı entelijansiyanın önemli rolü olmuştur. İdeolojik hegemonyayı ele geçiremeyen ya da elinden kaçıran siyasi iktidarlar, tek kanatlı kuş gibi uçamaz hale gelir ve sonunda düşerler.

Türkiye’de, aslında diğer ülkelerde de olduğu gibi sağ, siyasi iktidara sahip olsa da ideolojik hegemonya alanında zayıftır. Bunun nedeni, sağın gelenekçi bir ideolojik yönelime sahip olmasıdır. İdeolojik hegemonyanın baş aktörü olan entelijansiya ise ağırlıklı olarak yenilikçidir, yeni fikir ve yönelimlere eğilim duyar, ayrıca özgürlükçü-muhalif bir yönelimi vardır. Bu yüzden, Türkiye’de, iktidarın, örneğin Sovyetler Birliği’ndeki gibi totaliter olmadığı zamanlarda (Atatürk ve sonrasındaki İsmet İnönü dönemlerinde totaliter değil ama otoriter bir rejim vardı) sağla sol arasında asılı kalan ideolojik hegemonya, 1950’de gelenekçi sağın siyasi iktidarı ele geçirdiği koşullarda muhalif solun eline geçti. Bu, sağın onulmaz yarasıdır.

27 Mayıs 1960’ta gelenekçi-sağ iktidarın devrilmesinden sonra kısa bir süre siyasi iktidarla ideolojik hegemonya aynı safta yer alır gibi görünmüşse de, 1960’ların ortalarından itibaren bu durum bozulmuş, siyasi iktidar yeniden geleneksel sağın eline geçerken,........

© Artı Gerçek


Get it on Google Play