We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Günümüzün sorusu: Giderler mi?

53 7 20
27.06.2022

Anket sonuçları AKP’nin oy desteğinin 0’un altına düştüğünü gösteriyor. Bu durumda hepimizin kafasında şu sorular dönüp duruyor: “AKP kaybedeceğini bile bile seçime gider mi?”; “Seçimi kaybederse gider mi?”

Siyasi alan genellikle kehanetleri boşluğa düşüren beklenmedik gelişmeleri içerir. Hem olumlu hem olumsuz anlamda.

AKP iktidarı aynı zamanda bir AKP rejimidir. Çok partili rejimlerde partiler ve iktidarlar, “ülke arabasını” yöneten şoförlere benzetilebilir. Şoförler değişir ama araba iyi kötü yürümeye devam eder. Fakat bizdeki gibi, iktidarla rejimin kaynaştığı durumlarda, iktidar partisinin yıkılması aynı zamanda rejimin de yıkılması anlamına gelir ki, bu, imkânsız olmasa da normal “görev değişimi”nden çok daha zor bir süreçtir.

1923’te kurulan tek parti rejimini sona erdiren, esasen 1950 seçimleri değil, 27 Mayıs darbesi olmuştur. 1950’de, tek parti rejimi “at değiştirmiş”, seçimle sadece tek parti rejimini yöneten parti değişmiştir. Şu tarihin ironisine bakın ki, 1923’te kurulan tek parti rejimine son veren, “kurucu iradenin” takipçisi olduğunu ileri süren 27 Mayıs darbesi olmuştur. 27 Mayıs, getirdiği 1961 Anayasası’yla gerçek çok partili rejimi güvenceye alacak kurumları yeni çok partili rejimin temeline yerleştirmiştir.

Bundan sonra seçimle iktidara gelen AP’nin de, 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinin de bütün çabası, 27 Mayıs’la kurulan çok partili rejime son vermek olmuş, hepsi de çok partili rejimi ve 27 Mayıs Anayasası’nı sağından solundan budamalarına rağmen yeniden tek parti rejimine dönmeyi sağlayamamışlardır.

Tek parti rejimine dönüşü sağlayan, ne AP iktidarları, ne 12 Mart ne de 12 Eylül darbeleri olmuştur; yine tarihin bir ironisi........

© Artı Gerçek


Get it on Google Play