We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Faizi indirme tercihinin gerçek ve imkânsız amacı

26 6 1
25.09.2021

Mahfi Eğilmez çok doğru söylüyor: “Bir şey kasıtlı yapılıyorsa hata olmaktan çıkar.”

Bu cümlenin çağrıştırdığı Dostoyevski’nin o meşhur sözü de hemen akla geliyor:

“İlk yapılan yanlışa kaza, ikincisine hata, üçüncüsüne ise tercih denir.”

O zaman enflasyon yüksek ve yükselirken, ekonomistlerden gelen yoğun uyarılara rağmen Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla faizi indirmesini kasıtlı bir tercih olarak değerlendirmek gerekli.

TCMB bu tercihi yaparken ilk günahı, başka bir amaca hizmet etmesi beklenen faiz indirimini, sanki enflasyonla mücadelede bir yol almış, fiyat istikrarına doğru ilerleme kaydetmişçesine “-mış gibi” yaparak akıl çerçevesine zorla sığdırma çabası.

Para Politikası Kurulu (PPK) faiz karar açıklamalarının en sefili eşliğinde yapılan faiz indirimi ne kadar gerçekse, metnin içinde anlatılanlarla faiz kararı arasındaki bağın kopukluğu da bir o kadar gerçek.
TCMB’nin ikinci önemli günahı da para politikası amacını aşan bir ekonomi politikası hedefini, sanki merkez bankacılığı marifetiyle gerçekleştirmek mümkünmüş gibi adım atması.

Bu çok önemli Banka’ya olan güvenin alay konusu olmayı dahi sindirerek ayaklar altına alınmasına kapıyı açmış olması.
Fed’in meşhur başkanlarından Bernanke’ye göre, merkez bankacılığının %3’ü faiz adımlarıyla ilgili ise kalan ’si güvenirlikle bağlantılı. TCMB Başkanı Kavcıoğlu açısından 0’lük bir başarısızlık söz konusu bu bakışla.
O zaman Kavcıoğlu’nun emir demiri keser komuta zinciri içinde gerçekleştirdiği, AKP hükümetinin de merkez bankacılığı üzerine bindirmeye çalıştığı ekonomi politikasının hedefi ne olabilir?

Faiz indirerek yüksek enflasyonla mücadele edileceğine deney ve sonuçları ortadayken Erdoğan’ın kendisi bile inanmazken, mevcut konjonktürde faiz indiriminden beklenen fayda ne olabilir?

Bu sorunun cevabını anlamak için Cumhurbaşkanlığı etrafında yuvalanan ekonomi danışmanları kalabalığının yazıp çizdiklerine, açıklamalarına ve konuşmalarına söyle bir göz atmak yeterli.

Bu grup için Türkiye ekonomisini büyüme yolunda tutmanın yolu rekabet gücünü artırmaktan geçiyor. Bu yaklaşımın ekonomi kitaplarında yeri olduğu doğrudur; ancak rekabetin tanımı değişeli yarım asırdan fazla oldu.

Değişen dünyayı anlama kapasitesinden yoksun bu danışmanlar, Türk Lirası (TL) ne kadar zayıflarsa üretilen malların dünya piyasalarında göreceli olarak ucuz kalacağından esinlenerek;........

© Artı Gerçek


Get it on Google Play