Faşizan saldırı ve tehditler yeniden artarken... |
Geçen haftaki yazımda 80 yıl önce, 1946'da, Kürt ulusunun İran'da kurduğu Mahabat Cumhuriyeti'ni yok edenlerin bugün aynı ulusun Suriye'deki Kürt özerk yapılanması Rojava'ya karşı aynı alçaklıkla saldırmaya başladığını yazmıştım.
"Terörsüz Türkiye" aldatmacasının başlatıcısı olan MHP lideri Devlet Bahçeli yaptığı bir konuşmada doğrudan SDG'yi hedef alarak "Fırat’ın doğusunda, Ayn el Arap’tan Kamışlı’ya kadar faal halde bulunan terörist faaliyetlerin kökü kurutulmalı, mıntıka temizliği bütüncül ve eşgüdüm halinde hayata geçirilmelidir" diye fetva vermişti.
DEM parti liderlerinin bir yılı aşkın süredir kendisine saygı ve sevgilerini esirgemediği Bahçeli geçen hafta daha da azıtarak sadece SDG'yi değil, doğrudan DEM'i de hedef almakta gecikmedi: "DEM Parti Kürt kardeşlerimizi ajite etmekten, Siyonizm’in değirmenine su taşımaktan, küllenen ateşi maşa gibi karıştırmaktan derhal vazgeçmelidir. Herkes aklını başına almalıdır. Sabır ve sinirleri tahrip etmenin sonu hiç kimseye bir şey kazandırmayacak, bilakis ve bilahare uzatılan el kalkan yumrukla yer değiştirebilecektir."
Üstelik bu saldırısında, bir süre önce kendisine özel dokuttuğu bir kilim hediye etmiş bulunan PKK lideri Öcalan'ı kendi müttefiki olarak kullanmaktan da çekinmedi: "DEM Parti bir karar vermek durumundadır: PKK’nın kurucu önderinin yanında mı yoksa karşısında mıdır? Terörün yedeğinde mi duracak, yoksa terörsüz bir geleceğe hizmet mi edecektir?"
Geçen yıl Bahçeli'nin dayatmasıyla TBMM'de kurulan "Terörsüz Türkiye" Komisyonu'nun başkanı Numan Kurtulmuş da Suriye Kürtlerini hedef almakta gecikmedi, DEM'in Rojava'daki özerk yönetime yönelik saldırılara karşı çıktığını yok sayarak, bu partinin komisyondaki üyelerinin görüşünü dahi almadan, "PYD/YPG, ismi ne olursa olsun, bir terör örgütüdür. Yeter, hiç kimse Suriye'yi terör örgütleri vasıtasıyla zehirlemeye kalkmasın" diye gözdağı verdi.
Terörle mücadele uzmanı olarak Türk medyasında sık sık görüşüne başvurulan Emekli Kurmay Albay Dr. Çağlar Özer de, Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan söyleşisinde, hedef büyüterek "Kandil efsanesi çökmüştür. Yakında Kandil de söküp atılacaktır" diye fetva vermekte gecikmedi.
Daha birkaç ay önce DEM milletvekillerinin Meclis açılışında büyük saygı ve sempati ifadeleriyle bir araya geldiği Recep Tayyip Erdoğan da salı günü yaptığı bir konuşmada "Cumhurbaşkanı Şara’nın yayımladığı son kararname ile Esed rejiminde vatandaş bile sayılmayan Kürt kardeşlerimizin temel haklarının güvenceye alındığını görmekten büyük bir memnuniyet duyuyoruz" diyerek islamist diktatör El Şara'yı överken SDG'ye "Devlet içinde devlet olmaz. Devlet içinde ayrı silahlı güç olmaz, paralel ordu olmaz..." tehdidi savurmakta gecikmedi.
Bu iç karartıcı gelişmeler karşısında Türkiye'de........