'Terörsüz Suriye' örneğinde bir 'Terörsüz Türkiye' mi?

Sürgündeki medya kuruluşlarından Özgürüz'ün yöneticisi Can Dündar bugünkü yazısında haklı olarak şu tepkiyi gösteriyordu:

"Geçen hafta Halep ve Şam’dan gelen iki görüntüden sözedeceğim. Halep’ten gelen görüntüde, iç güvenlik güçlerine bağlı bir Kürt kadının cansız bedeni cihatçı çeteler tarafından, yıkık bir binanın balkondan atılıyordu. Şam destekli cihatçılar, zafer çığlıkları eşliğinde 'Allahuekber' diye bağırıyordu.

"Diğer görüntü Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa'nın Suriye başkentinde Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara ile görüşmesinde çekilmişti. El-Şara, kadınlarla el sıkışmadığı için elini göğsüne götürmüş, von der Leyen de aynı şekilde karşılık vermişti.

"Cihatçı Nusra geleneğinden gelen el-Şara, Şam’da iktidarı devraldıktan sonra taktığı kravatla Batılı'lardan övgü almıştı. Ancak manzara, onun Batılılaşmasından ziyade, Batılıların onun çizgisine yaklaştığını gösteriyor. Bu, sadece ikinci fotoğrafın verdiği izlenim değil; Batı’nın ilk görüntüdeki barbarlığa kayıtsız kalması da bunun işareti…"

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Halep'te Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallerine Şam yönetiminin saldırılar düzenliği sırada Suriye'ye yaptığı bu ilk ziyarette ülkeye desteklerinin süreceği taahhüdünde bulunduğu gibi 700 milyon Euro'luk mali yardım paketini de açıkladı, ayrıca Suriye yönetimiyle bu yılın ilk yarısından itibaren üst düzey siyasi diyalog başlatacaklarını müjdeledi.

AB Komisyonu ve AB Konseyi başkanları temsil ettikleri kurum adına bu "teslimiyetçi" ziyareti yaparken hem sayısal, hem de siyasal olarak Belçika'daki en önemli diasporalardan birini temsil eden Belçika Kürt Toplulukları Demokratik Konseyi (NAV-BEL) 9 Ocak Cuma günü Brüksel merkez istasyonunda düzenlediği kitlesel gösteride Suriye'deki barbarlığın yanı sıra Avrupa Birliği'nin Şam yönetimine teslimiyetçi tutumunu da şöyle protesto ediyordu:

"Belçika'daki Kürtler, sivillerin barbarca şiddet ve insan hakları ihlallerine maruz kaldığı Halep'teki durumdan derin endişe duymaktadır. NAV-BEL üyeleri arasında, daha önce sürgüne zorlanmış ve şehrin Kürt mahallelerine sığınmış Afrin, Tel Rifaat ve Halep'ten gelen birçok Kürt bulunuyor.

"Bugün yüz binden fazla insanımız yine yerinden yurdundan ediliyor. Fırat'ın batısında Kürtler için artık yer kalmamış gibi görünüyor. Afrin, Tel Rifaat ve Menbiç'ten sonra Halep, saldırıya uğrayan ve işgal edilen dördüncü Kürt bölgesi oldu.

"Türkiye'nin desteklediği, Şam'ın yeni yönetimine bağlı cihatçı gruplar, bir kez daha Kürtlere karşı düşmanlıklarını gösteriyorlar. Bu güçler, Kürtlerin kimliğini ve haklarını hiçe sayıyor. Etnik, kültürel, dini ve sosyal çeşitliliği ve kadınları tehdit ediyorlar.

"Uluslararası toplum, ABD'nin öncülüğünde, bu duruma açıkça göz yumuyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de dün Şam'daydı ve elini sıkmayı bile reddeden rejime, özellikle Avrupa'da bulunan Suriyeli mültecilerin Suriye'ye geri gönderilmesi için 700 milyon Euro'luk yardım sözü verdi.

"Rejimin tam da o sırada yüzbinlerce yeni mülteci yaratmakta olması, AB'nin körlüğünü, zayıflığını ve yetersizliğini göstermektedir.

"Kürt toplumu olarak, uluslararası toplumun ve Avrupa ülkelerinin Kürtleri korumak için acil müdahalesini talep ediyoruz.

"Ayrıca, dünyanın dört bir yanındaki tüm demokratik güçleri ve örgütleri, Kürtleri vuran bu yeni trajediye dikkat çekmeye çağırıyoruz. Kürtlerin haklarının tanınması, yerel........

© Artı Gerçek