We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Herkes gitti, sokaklarda kimsesiz ve yoksul çocuklar kaldı sadece

42 9 7
01.07.2022

Yaz geldi, şimdi artık yürürken kendi kendine konuşmak serbest bana… İnsan bu dünyadaki tek benzerini
terk eder mi, nasıl yapar bunu?.. Sen yaptın…

İnanmadan açılmaz benim kapılarım… Ada’da birlikte olduğumuz o son gece, acıyla ve hazla üzerinde
ağladığım gece hissettim bunu: Teninde kutsal ve kimsesiz bir gece bulmuştum kendime… Üzerinde hiç
düşünülmemiş bir gece… Bir tek bana ait, sonsuz bir gece…

Öyle susuzduk ki her şeye, masumiyetinin izin verdiği kadar kirletilmeye hazır bir geceydi, bu yüzden…
Masumiyetinin sınırı yoktu… İşte bu yüzden, ölümdün sen bana.
Sende, aşkı bulmuştum…

Aşk, ölümün sevgilisidir… Kollarında kimsesiz bir aşkla geldin bana… Ölümü hatırlattın bana… Hemen o an
anladım, âşıktım sana…

Sense öylesine susuz kalmıştın ki hayata ve aşka… Geriye doğru koşan kanatlı atlar gibiydin… Geriye…
Masumiyetine doğru koşan… Bu yüzden, işte en çok bu yüzden, geceler boyu kanatlarını öpüp durmuştum
hep…

Öylesine öpmüştüm ki içinde bir anne uyandırmıştım senin… Bakire bir anne… Oğlu kendisinden büyük,
oğlu kendisinden kırılgan bir anne uyandırmıştım…
Nedir ki hayat, sonsuz bir aşk olmayınca?..
Her aşkla, yeniden doğarız, süt dişleriyle…
Her aşkla, ölümü özlerken yaşama taparız…

Hem bak, yaz geldi; sesin çınlıyor şimdi bu boş sokaklarda… Şimdi bütün hatıralar birbirine karışıyor… Sen
hangilerini saklıyorsun bilmem; ben aramızda kavranamayan, adlandırılamayan ne varsa, onları
biriktiriyorum… Göründüğünün tam tersini anlatanları bir de…
Hani, bir gece, benim evime yetişememiştik. Çok sıkışmıştın. Evimin yolu üzerinde bir inşaatın bahçesine
götürmüştüm seni… “Utanıyorum, yanımda bekleme!” demiştin… Ama o ses hâlâ kulaklarımda benim…
Sanki ellerime yağıyordu, o altın yağmurlar…

Görünenlerin arkasındaki her şeye, sonsuz bir büyülenmedir aşk… Şimdi sensiz, geceleri o inşaatın
bahçesine gidip, o altın yağmurların sesini dinliyorum… Buna kimse inanmaz… Aşk zaten, asla kanıtlanması
mümkün olmayan bir şeydir… Meçhul bir ışığa teslim olmaktır, aşk… Ben şimdi her gece o kumları
eşeliyorum, kimsesiz köpeklerle birlikte. Bazen onlar bile, bana gülüp geçiyor…

Demek, ikimiz de yaralıyız, bize güçlü insanlar lazım, biz birbirimizi aşağıya çekeriz… Demek, biz birbirimize
iyi gelmeyiz, öyle mi, sevgili!.. Peki, buldun mu kendine o güçlü insanı… Yaralı olmayanı… Senin deyiminle, o
doğru insanı… Seni benim gibi aşağı çekmeyen… Buldun mu onu?..

Peki, buldunsa o insanı, söylesene, sokaklar niye böyle ıssız?.. Mutluysan, niye her şey aynı bu şehirde?..
Öyle gizli ve öyle çok kanardın ki sen, içine kimse dokunamazsa, bütün sokaklar gecikmiş bir intihar olurdu.
Bilinmezse senin yaran, herkes kendini eksik cinayetlere hazırlardı. Seni ben, kendimden çok önemsedim,
sevgili!.. Sen benim aşkımın önünde durdukça, ben seni o kadar çok önemsedim… Hem ben, seni bu
hayatın yetim bırakılmış bir sırrı gibi sevdim, sevgili… Ben seni, hikmetinden umut kesilmiş, bütün mucizeler
gibi sevdim. Bir yetim bir başka yetimi nasıl severse, ben seni öyle sevdim… Ben seni, bize öğretilen her
şeye veda eder gibi sevdim, sevgili!.. İsteseydin, bir kez bile isteseydin, her şeyi bırakır gelirdim peşinden…
Neresi olursa, gelirdim… Bugüne dek bu hayat için yaptığım her şeyi, dahası adımı bile bırakır gelirdim
seninle… Seninle silerdim........

© Artı Gerçek


Get it on Google Play