MEHMET AKİF İTTİHATÇI, İSLAMCI
İttihatçı ve İslamcıydı.
Kahraman ırkın’a ümit veriyordu. Kendisi Arnavut’tu.
İmparatorluğun asli unsuru, Türk yok olursa,
Bütün etnisiteler yok olacaktı. Vatan yok olacaktı.
Türk kavramında birleşti.
Vatanı temsil ediyordu, Türk.
O’na seslendi.
“Korkma”
Kendisi korkuyordu.
“Korkma olmaz bu sefer “ diye kendine ümit veriyordu.
Kendi kendini yüreklendiriyordu.
Yine de,
Başaramamaktan korkuyordu.
1914 yıllarında gittiği,
Arabistan çöllerinde uğradığı başarısızlığı unutamıyordu.
Arap kabillerini örgütleyen sarışın İngiliz’e karşı başarısız olmuştu.
Bu işe nereden bulaşmıştı. Niçin başarısız olmuştu?
Namazında niyazında bir aile babası bir öğretmendi.
İstanbul’da halim selim insanlarının gece karanlığında,
Ölüm ihtimali yüksek görevlere koştuklarını duyuyordu.
Teşkilat-ı mahsusa aklına geldi.
Teşkilata gitti. İki katlı ahşap bir evdi.
Teşkilatta sivil giyimli kişiler içerisinde,
Enver Paşa, Süleyman Askeri, Kuşçu başı Eşref gibi,
İmparatorluğun vatan severlerini gördü şaşırdı.
Mustafa Kemal, Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp’inde zaman zaman,
Bu toplantılara katıldığını öğrendi.
Makedonca, Farsça, Arapça biliyordu, birazda Fransızca,
Kısa zamanda Enver Paşa’nın
“Hususi Harekât Şefi” oldu.
Görevli olarak Balkanları dolaştı.
Doğu Anadolu’daki aşiretleri örgütledi. Kur’an’a baş vurdu. Doğuda sevildi.
Kürtlerden üç alay oluşturdu.
Bu alaylar Yıldız Sarayı muhafızlığı da yaptılar. Hamidiye alayları…
Teşkilatta en başarılı günlerini geçirirken,
Mekke Şerifi Hüseyin Paşa’nın Osmanlıya isyanı haber alındı.
Şerifi isyandan vazgeçirmek için,
Yirmi beş kişilik özel ekiple Mekke’ye görevlendirildi.
Yakıcı çöllerde yüz sekiz gün kaldı. Şerif Hüseyin’le görüşemedi.
Mekke Şerifi Lawrence ile beraberdi.
Medine’ye geçti çöllerden! Bu çöllerden Muhammet ‘de geçmişti Ebu Bekir’le.
Bende otobüsle geçtim.
Medine’de çetin bir protesto ile karşılaştı.
Lawrens örgütlemişti. Canlarını zor kurtardılar.
İstanbul’a güç bela dönebildiler.
Bu arada Mekke ve Medine de Osmanlıya isyan başlamıştı.
Abdülhamid’in bu güzel ekibi başarısız olmuştu.
Padişah Akif’i azarlamıştı, Yıldız Sarayından adeta kovmuştu.
Şimdi yeni bir görev veriyorlardı. Berlin’e gidecekti.
Almanya’nın savaştığı Fransız ordusundaki,
Müslüman askerleri silah bırakmaya ikna edilecekti.
Başarabilir miydi? Korkuyordu.
Berlin’de Alman karargahında, görevi tebliğ edilip,
Önüne mürekkep hokkaları, deste deste kağıtlar kondu.
Fransız ordularının yerini gösteren haritaya baktı.
Allah’ın adıyla bildiriye başladı.
Ayetler- Hadisler-Kıssalar kahramanlık destanıyla dolu bu bildiri akşama doğru bitti.
Basıldı, çoğaltıldı.
Alman Fokker savaş uçakları bildirileri dağıtmak için havalandı.
Fransız askerleri içeresindeki Müslümanların pasifize edilmesi içindi,
Tüm bu gayretler.
Alman U9 Deniz altılar Java ve Hindicine hareket etti. Bildiri Müslüman diyarlarında dağıtılacaktı.
Görevini yapmıştı. Başarmıştı. Akif üç ay daha Berlin’de kaldı.
Bildirisi plağa okundu. Fransızlardan alınan esirlerin eğitiminde kullanıldı.
Türkiye’ye döndü. Kurtuluş savaşı başlamıştı.
İstanbul işgal atındaydı. Üsküdar- Alemdağ’ı-İzmit
Adapazarı, Geyve üzerinden Ankara’ya ulaştı.
Hacı Bayram’da vaaz verdi.
Halktan milli mücadeleye destek istedi.
Berlin bildirisindeki heyecanlarını vaazlarında dile getirdi.
Balıkesir Zaganos, Kastamonu Nasrullah camilerinde vaaz verdi.
Kurtuluş savaşına........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Penny S. Tee
Gideon Levy
Waka Ikeda
Mark Travers Ph.d
Grant Arthur Gochin
Tarik Cyril Amar