ASYATİK DİLLERDE SENTAKS BİRLİĞİ VE BATI MERKEZLİ TEORİLERİN ÇÖKÜŞÜ |
"Dil, kimlik kavgasının değil; tarihî tabakaların ve kültürel temasın ürünüdür."
Geleneksel dilbilim, 19. yüzyıl dilbiliminin “Aryan teorileri”yle şekillenmiş kalıplarına dayanıyor olsa da yapısal veriler bambaşka bir tablo ortaya koymaktadır. Farsça ve onun dağ şivesi gibi görülen Kürtçe, Batı merkezli emperyalist sınıflamaların aksine, cümle matematiği ve ek dizilimi bakımından Türkçe ile aynı Asyatik karakteri paylaşmaktadır. Bir dilin en temel “genetik kodu”, kelime haznesinden önce cümlenin dizilim sırasıdır. Bu makalede bunun örneklerini vereceğim.
Franz Bopp’tan bu yana diller çoğu zaman “kelime benzerlikleri” üzerinden sınıflandırılmış; böylece Hint-Avrupa gibi devasa ama yapısal olarak birbirinden kopuk şemsiyeler oluşturulmuştur. Oysa bir dilin gerçek kimliği, sözcük dağarcığından ziyade o sözcükleri bir araya getiren matematiksel algoritmadır. Dilbilimci Franz Bopp ve ardılları bu gerçeği yeterince görmemişlerdir.
Türkçenin temel karakteri, (Özne) – Yer tamlayıcısı/Nesne – Yüklem diziliminde belirginleşir. Farsça ve Kürtçe gibi Asyatik özellik taşıyan dillerde de bu kural büyük ölçüde korunmuştur. Bu makale; Türkçe, Kürtçe ve Farsça gibi dillerin, Batı’nın iddia ettiği “Ari” kökenlerden ziyade; yüklemin sonda bulunduğu, eklerin mantıksal bir silsileyle eklendiği “Asyatik” bir ana gövdeye dayandığını savunmaktadır. Bu dillerde ana öge olan yüklemin sonda bulunması, dilin mantık dokusunun doğal sonucudur (Aksan, 2015, s. 82–84).
Dilin matematiği: (Özne – Yer tamlayıcısı/Nesne –........