menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

M. YELLİCE'NİN YAZISINA İSTİNADEN

17 0
07.05.2026

Muharrem Yellice’nin “MEVLİD’DEN MENZİL’E, AYRILIKÇILIKTAN UMUT HAKKINA” başlıklı yazısına İstinaden

Muharrem Yellice antalyasonhaber.com’da takip ettiğim, yazılarını okuduğum yazarlardan. Pek çok yazısından istifade etmişimdir. Fakat onu takip etmem  onunla her zaman aynı düşündüğüm anlamına gelmiyor. Örneğin onun Mevlid’den Menzil’e, Ayrılıkçılıktan Umut Hakkın” başlıklı yazısında katılmadığım pek çok nokta var. Bu yazıyı da o yazıyı okuduktan sonra okumanız daha sağlıklı olur.

Yazı, laiklikten verilen tavizlerin doğrudan “tarikatların devleti ele geçirmesi”ne yol açtığını iddia ediyor. Ancak sosyolojik açıdan laiklik-din ilişkisi tek yönlü bir sebep-sonuç ilişkisi değildir. Yazının ikinci paragrafı “Arapça ezan ve mevlit ile açılan gedikten içeri sızan siyasal İslam,…” cümlesiyle başlıyor. Ezan ve Mevlit bu toplumda yüzlerce yıldır var olan bir gerçeklik. Sızma tabiri  “yüzlerce yıllık bir toplumsal gerçeğin” dışarıda bıralkıldığını görmezlikten gelmek demek. Toplumsal talepler, kültürel kimlikler ve siyasal iktidarların pragmatik tercihleri bu süreci şekillendirir. Dolayısıyla “1950’de Arapça ezan → 1980’de tarikat devleti” gibi doğrusal bir zincir kurmak indirgemecidir. Türkçe ezan, 1. Dünya savaşının sonrasında dağılan imparatorlukların ulus devlete evrildiği bir zaman diliminde Türkiye’nin ulus devlet kimliğini artırmak için o günün politik koşulları gereği -yukarıda ifade ettiğim gibi- pragmatist bir deneyimdi fakat tutmadı. Aksine bu adımın toplumsal birliğe daha da zarar verdiği görüldü.

Sol hareketlerin “ulus-devlet karşıtlığı” üzerinden PKK terörüne ideolojik zemin hazırladığı iddiası, solun çok farklı damarlarını tek potada eritiyor. Oysa 1968 kuşağının evrensel insan hakları söylemi ile etnik ayrılıkçı hareketlerin şiddet stratejileri arasında doğrudan bir özdeşlik kurmak, sosyolojik çeşitliliği görmezden gelmektir.

Yazı, “ulus-devletin üniter yapısını korumak” ile “eşit vatandaşlık” arasında bir gerilim kuruyor. Ancak eşit vatandaşlık zaten üniter yapının sosyolojik meşruiyetini güçlendiren bir ilkedir. Burada metin kendi içinde çelişiyor: Hem eşit vatandaşlıktan söz ediyor hem de farklı kimliklerin taleplerini “tuzağa düşmek” olarak niteliyor.

Din, Dil  ve Laiklik İlişkisi: Laiklik, toplumsal düzende dinin kamusal görünürlüğünü tamamen ortadan kaldırmaz; düzenler. Türkiye’de ezanın Türkçe veya Arapça okunması, sadece laiklik değil aynı zamanda kültürel kimlik ve dini aidiyet meselesidir. Sosyolojik olarak bu, devletin toplumla kurduğu sembolik iletişimin bir parçasıdır. Sayın Yellice’nin yaklaşımı “Neden Demoktrat Parti 1950’de ezici bir........

© Antalya Son Haber