SIRLARIN SIRRI NEREDE?

Bir metni okurken, sinema, tiyatro da olabilir bu resim de satır aralarından arka plana geçerek saklı göndermelerini ve subliminal algı yönetimlerini görmek farklı bir okuma ve anlama boyutudur.

Dan Brown 1964 doğumlu ABD’li bir yazar. Ortalama okurlar tarafından bilinen ve romanlar üzerinden çekilen filmleri ilgiyle izlenen biri.

Matematik profesörü bir baba ile dini müzik öğretmeni bir annenin çocuğu. Bilimle mistik ezgilerin sarmalında yetiştiğini düşünebiliriz.

1781’de ABD’de kurulan Phillips Exeter Akademisi mezunu. Şifre çözme ve gizli hükümet kuruluşlarına ilgi duyan bir tarzı var. Kaynaklarda sanat tarihçisi ve ressam olan eşinin araştırmalarına yardım ettiği belirtiliyor.

Gerilim romanlarıyla tanınan Dan Brown okurlarının her zaman ilgiyle izlediği bir yazar. Daha önce Başlangıç, Cehennem, Kayıp Sembol, Melekler ve Şeytanlar, Dijital Kale, İhanet Noktası isimli kitaplarıyla uluslararası çoksatanlar listelerinde zirveye yerleşen Dan Brown'ın Da Vinci Şifresi adlı eseri 56 dile çevrilmiş ve 250 milyondan fazla kopyası basılmış. Türk okurunun da sevdiği bir kitap bu.

Yıllar önce Da Vinci’nin Şifresi adlı romanını okumaya başladığımda bende uyandırdığı ilk kanı, bu kitabı okuyan Hıristiyanların dinden çıkacağı olmuştu. O dönemde evde internet olmadığından ertesi sabah işe gidermez gitmez araştırdım ki bu roman Vatikan’ın yasak kitap listesindeymiş.

Son romanı Sırların Sırrı’nı okurken polisiye gerilim dışında ilgimi çeken “dışardan gelen bilinç” kavramı oldu. Noetik Bilimci Dr. Katherine Solomon’un basım aşamasında redaktöre giden kitabının dosyasını yok eden, kayıtlı olduğu yerlere girip de silen bir gizli yapı vardır. Daha önce gizli hükümet kuruluşlarına olan ilgisinden söz etmiştik değil mi?

Romanın akışında gördük ki bu gizli yapı CIA’nın bir yan kuruluşu. Hedef insan algılarının dışardan yönlendirilmesi ve Çinlilerle Rusların da çalıştığı bu konuda ABD’nin “ulusak güvenlik” (!) amacıyla rakiplerinden önce uzaktan algı ile istihbarat başta olmak üzere her konuda ön alması. Bir diğer deyişle uluslararası egemen yapının alan kavgası.

Romanın sonlarına yaklaşırken yapılan CIA güzellemesini kaç okur algılar en azından ben bilemem.

Bu projenin tek yöneticisi ise kazan kazan da nasıl kazanırsan kazan anlayışıyla çalışan biridir, sınırsız yetkisiyle. Projenin uygulanabilmesi için de CIA Başkanının baş hukuk danışması Prag’a ABD Büyükelçisi olarak atanır. Ancak Büyükelçi projeden habersizdir.

Çek Cumhuriyeti 1999’da NATO’ya katıldıktan sonra ABD tarafından finanse edilen Echelon adıyla bilinen gözetim ortaklığı gereğince Prag’a bin yüz kamera yerleştirmiştir.........

© Antalya Son Haber