menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

DÜNYAYA MEKTUP

9 1
03.01.2026

Sevgili dünya,

Biz böyle demişiz de sana ne der ne isim takardın acaba kendine gezegenler arasında? Sence de şeylerin kendilerine bir ad verme hakkı olmalı mı dersin?

Sevgili dünya,

Sen, seninle dönen her şeyin doğasısın. Uzaydan çekilen bir fotoğrafını gördüm. Okla işaret etmeseler bulamazdım seni. O fotoğraf hiçliğimizin de parmak iziydi aslında.

Parmak ucunu
Takip ediyoruz
Var-yok o yıldızın
Işık izini

Ne çok nokta hâlbuki
Kâinatın gözüyle
Gösteren olmasa
Seç seçebilirsen yerini

Bir ağacı söyleyip / çizerken bütün derinlikleri ve çoklu yaşamıyla ormanı hissettiren bir metni okuyordum sanki, baktıkça sana. Zerre-kâinat ilişkisi…

Sevgili dünya, baktıkça sana neler söyletmiyorsun ki bize. Tümcelerin önce köy, mahalle sonra, sözcüklerin ev olması insanın zaman yolculuğunda sesleri, kokular, ışığı ve renkleri, gölgeyi elbet, harflere dönüştürmesiyle başlayan bir anlama ve anlatma sürecinin geleceğe mektuplarıdır aslında. Bu zorlu süreç hem harf hem de bir sayı olan Pi ile özetlenebilir. Ne sonsuz bir özettir bu.

Sevgili dünya,

Senin şeylerin dönüştüğü o çok renkli ve çok sesli düzenine bir rakip ve/veya bir düşman gibi bakıp da ona hükmetmeye başlamadan önce ki bu insanın en acımasız yabancılaşmasıdır bir parçası olduğu doğaya ve kendine. Doğayla amansız rekabetin baskın olmadığı, şaman kültürünün egemen olduğu hayatlarımızı Sadık Usta şöyle özetliyor.

“Şaman avcılar, ok atarken neden önce oku öperek üflerdi?
Ya da insanlar, zar atarken önce zarları avucunda öperek üflemelerinin nereden ve ne anlama geldiğini biliyorlar mı?

Ya da bugün bazı keskin nişancılar, mermiyi namluya sürmeden önce mermiyi öperek üflemelerinin altında yatan insani davranışın ne olduğunu biliyorlar mı? Öpüp üfleme geleneğinin kökeni, atalarımızın şaman kültürüyle yoğruldukları 50 bin yıl öncesine kadar gider.

Şaman kültürüne mensup avcı-toplayıcı topluluklar, bugün modern insanların yaptıkları gibi kendilerini doğadan ayırıp ona hükmetmeyi hedeflemezlerdi. Onlar açısından doğadaki her şey, kendileri de dahil olmak üzere kutsaldı.
Felsefenin diliyle ifade edersek: özne-çevre ayrımı/çelişkisi henüz bilinçte ayrışmamıştı. Şaman kahinlerin algıları bugünkü insanlarınki gibi parçalı değildi ya da bugünün değişmiş bilinci gibi kısıtlı........

© Antalya Son Haber