ATSIZ’IN ALGILATTIKLARI VEYA ATSIZ’I ÇAĞRIŞTIRANLAR-2 |
Bütün canlılar gibi tehdit ve tehlikelere karşı etrafımızı kollayarak var olmaya çalışıyoruz.
Millet olarak da böyleyiz. Ülke çevresinde tehdit ve zulüm artınca kendimize dönüp Türklüğümüz aklımıza geliyor. Türklüğümüz akla geldikçe de Türkçülüğümüz ve Türkçülüğün önderleri ve Türkçülük Mücadelelerini düşünüyoruz. Türkçülüğün uğradığı zulümler ve onun mensupları bizi doğruca Atsız’a ulaştırıyor.
Atsız Türkçülük mücadelesi için bir sığınak aynı zamanda bir nirengi noktası. Yön bulmak için en doğru nirengi.
Bu yazıda ben sizi Atsız’a kolayca ulaştırmadan biraz gerilerde dolaştırmak istiyorum. Atsızı etkileyen ıklım nedir nasıl oluştu kimlerle oluştu buna ciddi olarak bakmak gerek.
Onun Türklük ve Türkçülük Tarihine armağan ettiği bazı tarihi kavramlar var ki o yönüyle eşsizdir. Emsalsizdir. Bunlara sırası geldikçe değineceğiz.
Atsız Türklük köküne sımsıkı sarıldığı gibi o kök de ona sarılmış adeta bütünlemişlerdir.
2 yüzyıl geriye doğru gideceğiz.
Vatansever hassas Sultan Birinci Abdülhamid’in 1785 doğumlu oğlu ve 23 yaşında nasıl padişah olduğuna kendisinin bile akıl erdiremediği olağanüstü olayların adamı Sultan II. Mahmut gerçek anlamda ateş çemberinden ve can pazarından geçip iktidar olmuş idi. 1808.
Sultan Mahmud, ateş çemberinden geçen devlete çelik disiplinli bir düzen kurarak çağın akışını değiştirdi. Kendi ordusunu topa tutacak kadar radikaldi. Yaraları sağaltmak yerine kesip atmayı uygun gördü. Öyle insanları göreve getirdi ki bu insanlar ülkeyi ve devleti 100 yıl daha ayakta tutmayı başardılar.
Ordusu ile yeni baştan kurulan yeni bir devlet düzeni ve müthiş bir kadro yetişti.
Kabakçı Mustafa İsyanı ile tahttan düşürülen ve elindeki ney ile katil sürüsüne karşı canını müdafaa eden ipek kalpli sanatkar ruhlu padişah Sultan III. Selimin ülkeyi düze çıkarmak için yapmaya çalıştığı yenilikleri ve gayretlerini bir köşeye yazarak anlamaya çalışalım olayları.
Ben Tanzimat kadrosunun nereden ilham aldığını ve nasıl yetiştiklerini araştırmaya çalıştım. Doğrusu şu kimse veya şu kurum diyebileceğim bir şey ortaya çıkaramadım. Sonra şu kanıya vardım ki aslında o çağın insanında var olan Türklük şuurunun başka bir ad altında ortaya çıktığını gördüm. Bu şuur kimlerde vardı diye sorarsak saymakla bitmez. En başta anası için her türlü iftira atılan II. Mahmut’ta var. Sonra onun hükümeti atadığı devlet yöneticilerinde var.
Resmi literatürde bu çağın aydınları Osmanlıcı olarak yaftalansa da isabetli bir adlandırma değildir. Çünkü literatür Avrupa-batı bakışlıdır ve batılı aydınların gözü ile görülen bize anlatılmış, bizimkiler de bu bakışı alıp zamanımıza taşımışlardır.
Tanzimat teorik olarak batılı bir reform kalıbı gibi görünse de yetiştirdiği insanlar aydınlar çok büyük çoğunluk ile Türkçüdür. Hatta bu bakımdan 20. Asır başlarında yetişenler kadar Türkçüdür. Ahmet Cevdet Paşa gibi saltanat bağlarından kurtulamayan ve milli tarih şuuru yeteri kadar özümsenmemiş bazı aydınların Osmanlıcı olduklarını ayrıca belirtelim.
Literatürde kendisine Osmanlıcı diye damgalanan Namık Kemal ne diyordu?
Ecdadımızın heybeti maruf-u cihandır,
Fıtrat........