Gençliğin kırılan cesareti!

Geçtiğimiz günlerde genç bir kardeşimle sohbet ediyorduk. Meslekten, hayattan, günlük telaşlardan konuşurken konu bir anda geleceğe geldi. O sırada durdu ve hiç beklemediğim bir cümle kurdu:

“Abi… âşık olmaktan bile korkuyorum.”

İlk duyduğumda sıradan bir cümle gibi geldi. Ama üzerinde düşündükçe bunun sadece kişisel bir korku değil, bir kuşağın sessiz çığlığı olduğunu fark ettim. Çünkü bir ülkede gençler âşık olmaktan korkuyorsa, mesele sadece romantizm değil; doğrudan ekonomik ve toplumsal gerçekliktir.

“Neden korkuyorsun?” diye sordum.

“Nasıl evleneceğim?” dedi.

Aslında tüm hikâye bu soruda gizli. Bugün Antalya’da orta düzey bir semtte kiralar 25 bin TL’den başlıyor. Asgari ücret 28 bin TL. Diyelim ki genç bir çalışan ortalamanın üzerinde kazanıyor ve 35 bin TL maaş alıyor. Karı koca çalışsalar toplam gelir 70 bin TL.

Peki hayatın başlangıç faturası?

Ortalama bir düğün salonu 150 bin TL. Beyaz eşya yaklaşık 200 bin TL. Mobilya, perde, mutfak ve ev düzeni derken en az 300 bin TL daha gerekiyor. Daha evin kapısından içeri girmeden yaklaşık 650 bin TL’lik bir yükle karşı karşıyasınız.

Bu tablo karşısında gençlerin hayal kurmakta zorlanması şaşırtıcı mı? Türkiye’nin nüfusu artıyor olabilir, ancak istatistikler ilk evlenme yaşının her geçen yıl yükseldiğini gösteriyor. Erkeklerde ortalama evlenme yaşı 28’i, kadınlarda 25’i aşmış durumda. Ekonomik baskı, gençlerin duygusal kararlarını bile belirler hale geldi.........

© Antalya Körfez