We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Emmi

2 2 1
04.09.2021

"Bu bebe oğretmen oluvirmiş Ceylan abıla gıı. Hepiciği gözüne bakıvirdi. Bi gonuşdu, bi gonuşdu, güccük dilimi yutuvirdim. Ni zaman billeyivirmiş bacım. Daha düneğan bir boğön iki anam. Koyneğane garaağaç neyim dakıvireydin baylım gıı."

"Maşallah diyivir Garaca. Darısı Zübeydi' ye oluvirsin bacım."

"İşalla abıla işalla. Bizinkine diyivirdim de, bubasının gozüne bakıvirdi. Dunağan öğretmen gayınbubamı gorüvirmiş. O da diyivirmiş okuyuvirsin diyi. Gayınbubam heç bi şiy diyivirmemiş. Ceylan abıla gıı, Satılmış okuyuviriyo, Zübeyde de okuyuvirse. Hemi o gız goynumda yatırıvirrim diyivirdi. Gendim yuyuvirrim diyivirdi. Hemi Satılmış' da zağap oluvirir dağal mi? Belkim temelli zağap oluvirir abıla."

Ceylan gülümsedi, gamzelerini bura bura, gambak gözleriyle Karaca' yı boydan aşağı süzdü. Karaca, kendisini Aydos dağı gibi hissetti. "Oluvirseyi buluvirsiye virivirmişler, heç doğuvirmiş gıı. Kele hemen yakışdırıvirdin. Girçi Zübeyde de gozel gız emme, zohre yıldızı gimi maşalla. Sen gocana eccik naz idivir gıı, ikiğün ayrı yatıvir. Gayınbuban oluvirecek batıviresice bi bok yiyiviremez. Cennet ebe, dalına binivirir."

Karaca, gözlerini yumdu, "dimek sen oğle yapıviriyon gıı" derken bile cilve yapmayı ihmal etmedi. Oba günlerce, haftalarca Satılmış' ı konuştu. Öğretmen karı koca Hayber kalesini fethetmiş gibi gurur ve onur yaşadılar.

"Ebe gıı, garısı bubasının evine gidivirmiş. Oluvirsem gelivirmem diyiviriyomuş. Bebe belik kul toprak galıvirdi. Mal melal hoğorüp duruviriyomuş. Kim bakıvirecek bunnara ebe gıı?"

"Gidivirdi batıviresice, geliremez işalla. Ağzımızın dadı duzu galıvirmedi gıı. Alamanyıyada gidivirmedi sarı donuz. Otur ağlayıvir gak ağlayıvir. Divana oluvirdi ellaam. Fadimena gidivirmişde iki gozü iki çişme oluvirmiş diyiviriyo. Goca herife donüvirmiş gıı."

Sarı Veli' yi günlerce göremeyen Kezi iki arada bir derede kalmış, gecesi gündüzüne karışmıştı. Sokumlar boğazına diziliyordu, uykudan dünekten kesilmişti. Varıp oturmayı çok düşündü. Bebesi beliği yoktu nasıl olsa. "Sarının bebelerini bebem biliviririm, deli garıdan daha eyi bakıvirrim. Desdi gotlü, çaydanlık buğazlı, bi garış boyuynan, halına bakıvirmeden Hasan dağana oduna gidiviriyim diyiviriyo. Bubası eccik zingin ya, oğa guveniviriyo ellaam." Bu durum obada pek yaşanan bir hadise değildi. Kadınlar genellikle kaderine razı olur, dizini kırıp otururlardı.

Kezi boynunu büktü, yutkundu, katmerli bir nefes alıp, ağzından "Cennet ebe, selam idivir. Kezi yanıviriyo diyivir. Diyivirin mi gozel ebem gıı?" sözleri döküldü. Cennet ebe, 'dokülü galıviresice' yorüyüvir gaylı yorüyüvir, seni gınayıviren senin ataşınınan yanıvirsin gıı." deyince Kezi rahatladı. Kendini bir anda Sarı Veli' nin altında düşündü. İngilim attı. Kalçasını kıvıra kıvıra yıkığına vardı.

Obayı ziyaret eden öğretmenler, öğrenciler Satılmış' la birlikte müdürün odasına girdiler. Müdür, onları görünce gözlüğünü çıkardı, önündeki kitabı kapattı, dikkatlice dinlemeye başladı.

Türkçe öğretmeni, "Kararlaştırdığımız gibi Yerliyayla' ya gittik müdür bey. Sabahın körü. Bizi görenler başladılar fısıldaşmaya. Satılmış, bakmayın birinci sınıf talebesi olduğuna şakır şakır konuştu. Önce okuldan kaçtığını sandılar. Sonra herkesin ağzı açık kaldı. Annesi ağzınıza layık bir kahvaltı hazırladı. Sonra Cennet ebenin evde toplandık. Haa, oba diyorlar köye ama hakikaten bir güzel oba orası. Satılmış az bile yazmış. Evlere yıkık diyorlar. Meğer bizim Satılmış obanın emmisiymiş de haberimiz yokmuş. Cennet ebenin yıkığa çokuşanlar pek ilgi gösterdiler. Cennet ebe sanırsın başvekil karısı. Sanki iki üç mektep bitirmiş. Anlattı da anlattı. Çocuklar not tuttular. Biz fotoğraf çektik. Raporu size taktim edeceğiz. Gelirken de hediyeler yolladılar. Ambar memuruna sayarak, tartarak teslim ettik. Memur ambar defterine kayıt etti. Keseleri dolu olsun. Yalnız müdür bey Cennet ebe dedim ya, lebi derya. Köydeki uygulamalarla ilgili konuşurken bu kızımız dedi ki, 'Anlatacaklarını burda sadece biz duyacağız, ama sen okula gelirsen herkes duyar öğrenir, seni okula davet etsek gelir misin?' dedi. Ebe kabul etti. Müsade ederseniz ebeyi dersler aksamasın diye bir cumartesi günü okula getirmeyi hedefliyoruz. Bu husus mühim müdür bey. Bir zamanlar oba çok karışıkmış. Oba kanlı bıçaklı olmuş. Yalan, iftira, dedikodu sürerken obanın dedesi gelmiş. Cem olmuşlar. Dede obadan bazılarını dara çekmiş. Halk mahkemesi kurmuşlar. Bazıları düşkün olmuş. Oba kurtulmuş sonra. İşte gelince Cennet ebe bunları anlatacak, bilginiz olsun."

"Her şeyi düşünmüşsün hocam. Memnun oldum. Planı, programı yapın. Bu konferansı gerçekleştirelim. Belki yukarıdan da misafirimiz, davetlimiz olur. Biliyorsun cumartesi günleri okul boş kalmaz."

"Deme" be dedi Satılmış içinden, "Cennet ebe belki de meşhur olacak!"

Onlar hazırlığı yapadursun Cennet ebe, bastona dayana dayana Hatıpların kapıyı çaldı. Karaca güler yüzüyle kapıyı açtı. Cennet ebeyi elinden tutup sedire oturttu. Elini öptü, omzuna niyaz etti. Karaca, kesekli bir ayran çırpmaya gidince Süleyman söze girdi.

"Bi uğursuzluk yok işalla gocağarı, sefa gelivirdin hele."

"Yoğ Sülüman yoğ. Niye uğursuzluk oluvirsin gıı? Sülüman hasdeymiş diyivirdiler döşşağani bi çığnayıviriyim diyivirdim. Gapıya piçeye çıkıvirdiğin mi var gıı. Ni yapıviriyon, nassın?"

"Gurt gocayıvirince kopeğan masgarası oluviriyo gocağarı. Düşgün gakıvirdikden soğra elimde guran, dilimde doa, gendim yatıvirip gendim gakıviriyom. Boğönkü günne şukür oluvirsin."

Cennet ebe, Karaca' nın çalkaladığı özemeyi içerken, "Sülüman ağa, Zübiyde bı yıl mekdebi bitiriviriyo. Okuyuvirir bebe diyiviriyo oğretmenner. Bak emmim ataş gimi oluvirmiş maşalla. Boyük adam oluvirir diyiviriyollar. Kızı okuduvir. Hemi bi talebe goynumda uyuduvirrim diyivirdi. Gendim yurum diyivirdi. Bırakıvir giri gafalığı gaylı kelağaz. Sülüman sen salıvirirsen gızlar okuyuvirir. Gocalığın oğönde geçliğin soğonda sebab gazanıvir. Oğöndeki kitap ne diyiviriyo, 'oku' diyiviriyo dağal mi?"

Karaca nefes nefese dinliyordu konuşulanları. 'Haydi ebe' diyordu 'basdırıvir hele basdırıvir'.

"Sülüman, torununu salıvir. Gunahan beg boyük sebab alıvirin gıı."

Uzun bir sessizlik oldu. Karaca içten içe kızdı. Nefesi daraldı. "Açlığın var mı ebe, bi gayıntı guruviriyim." diyerek sessizliği bozdu. Kalktı dışarı çıktı, gözü Zübeyde' ye takıldı. İç geçirdi.

"Anası var bubası var gocağarı, dış gapının mandalı oluvirdik. Kotü garıya gurban oluvirmek varımış emme iş işden giçivirdi."

"Eyle diyivirme nursuz herif. Garaca gimi gelini buluvirdin de bulanıviriyon ellaam. Oğlun uşağan emrine mutu. Yatıvir gakıvir doa idivir. Emme bebilere lagırdı idivirme. Yarın gurban oluvirdiğim Alla hesap soruvirir. Gelivir sözüme gıı. İrahmetliğin yaddığı yiri golün içinde goyuvirme."

İleriden geriden konuştular. Gelmiş geçmişe rahmet okudular. Obanın mevcut haline girip çıktılar, yarenlik ettiler. Söz dönüp dolaşıp asıl meseleye geldi.

"Sülüman şoğ nalet gelivirdi boğön. Cımbıldayıp duruviriyo. Yiteri gadar bela oluvirdi. Goğnü kimseyi gorüvirmiyo batıviresicenin. Gelivir eliminen atıviriyim. İrezil........

© Ankara Havadis


Get it on Google Play