We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Çekilmeyen Derdin Türküsü

6 2 199
31.08.2021

"Giriğalivirmiş gıı. Dutunivirememiş. Gice gundüz ağlayıvirmiş. El gadar bebe anam. Talebeler beg eyiymiş. Satılmış billeyivirememiş. Obana gidivir diyivirmişler. Ceylan geline haber virirvirmiye gelivirmişler. Golay mı okuyuvirmeg gıı. Adamın gotünü çıkarıvirir. Hanı oğretmenner beg oğuviriyodu. Cılgımış bacım. Oğlak derisinden post oluvirdiğini gorüvirdin mi heç? Boyük inişde gaylı mıkdar neyim oluviremez diyiviriyomuş, Eşiref boku yiyivirdi diyiviriyomuş. Mıkdar adayı oluvirecağmiş. Dağalıviriller gaylı, Ceylan gelin ilin yuzüne bakıviremez, Eşiref koyün içine çıkıviremez. Hokümede gidivirmez. Toktur yuzlerine bakıvirmez. Kor hakim Eşiref' e idivirmediğini bırakıvirmez bacım. Sülüman sakalını bilem kesivirir. Hatıplar bayram idiviriyomuş gıı. İt daşlayıvirsin, oba giniş bacım. Çukur Ali ağlayıvirmiş. Aşık Arif turkü baylım yakıvirsin. Cennet ebe ağad idivirsin."

Resmi araç Eşref' in yıkığa varana kadar yandı, yıkıldı koskoca oba. Karılar bir yandan el etek dövdü, koca koca adamlar bir yandan tütün üstüne tütün sardı. Kimi üzüldü, kiminin içi sızladı, kimi oh dedi.

Suya bile gitmedi kızlar, gelinler. Yayık yaymadı koca karılar. Bebeler oyuna dalmadı. Kose Emmi yığmanın tepeye gitmedi bağı beklemek için. Bir büyük kıran daha girmiş gibiyken obaya, Satılmış indi aşağıya.

"İşte bura bizim ev öğretmenim. Yıkık derler obada evlere. Bahsettiğim Cennet ebemin yıkığı da az aşağıda. Şura Çukur Ali emmimin, şura Deli Memet emmimin, şura Aşık Arif emmimin, şura hasımların Hasan emmimin yıkığı. Karşı meşelik tek ormanımız. Bağlar şuna aşağı uzayıp gider. Mezarlık vardı burada. Niyeyse kürt mezarlığı derlerdi. Kafa, kol, bacak kemikleri çıkardı buradan. Şuradaki tepeyi dere göğdere. Bir sel gelir, bir sel gelir, zamanında öküzleri, koömüşleri yutarmış. Şu tepeye gelin tepesi derler, iyi yemlik olur. Yamaçtaki yarık yer kayıklık. Tokmak gibi kökü olan üç dört güllü çiğdem biter. Orada görülen ardıç. Türbedir, yağmur duasına çıkarız. Tavuklar kesilir, yağlı bulgur pilavı yaparlar, Türkmen pilavı deriz biz ona. Şura çay. Çok çimdik burada. Yazın korkar çaya inemezdik. Köse emmi, derdi ki, ceza evi boşalmış, damı yarmışlar, eşkıyalar köyü basmış. Korkardık. Kapıya, özür dilerim altımıza yapsak tuvalete çıkamazdık. Şuna tezek derler öğretmenim. Kışın pek güzel yanar. Şu yapmadır. Şuna da gıfak derler. Arkaçlardan süpürülür. Sürünün dışkısı, afedersiniz hayvan tersidir. Kışın çok güzel yanar. Bazlama yapmak için tandırda yakılır. Obada çok kavga etmişler bunun için. Gıfağı sen topladın, ben topladım kavgası. Anlayacağınız gıfak süslü Ayşe' nin bileziğinden daha kıymetli öğretmenim. Obada Yinioluk, Miskebin oluğu, Eskiköyün oluk, Molla Mustafa' nın oluğu, Golücük, Gölün başı gibi arkaç yerleri vardır. Davar su başına vurulur yazın. Obada, Bebbenin oluk vardır. Hacca' nın oluk vardır. Tınaynı' nın oluk ünlüdür. Miskeb' in oluğun suyu buz gibi olur. Olukların başına düz taşlar koyarlar. Bu taşlara tuz serperler. Koyunlar, keçiler tuzu yalar. Tuzu yalayan hayvan iyi su içer. Eti de çok lezzetli olur. Tuz taşı denilen bir yer bile var. Ayşe' nin oluk diyorlar ya battal olmuş ora, ben hiç görmedim. Südüklü Ali' nin oluğu obada değil ama inekler oradan suya inermiş. Anamınan çok koyun sağmaya gittik ta Gölün başına, ta Eskiköye."

Ceylan gelin, ağzı açık dinledi Satılmış' ın yanındakilere bir bir anlattıklarını. Karaca, Kezi, Kel Fadimena şaşkın şaşkın dinlediler. Hasımların Hasan, "Eşiref, bu bebe oğretmen oluvirmiş, dinime imanına gocaman adam oluvirmiş. İsmet paşayı bile biliviriyodur." dedi. Eşref, elini götüne alıp hafiften bir tur attı. Üç Gulvallahi bir Elham okudu. İçinden 'gotünü gaşı lan gotünü gaşı' demek istediyse de sesi çıkmadı.

"Eşiref, gurban oluvirdiğim, hele yokarı çıkıvirin gıı. Sufra buz gimi oluvirdi. Gaymak eriyivirdi. Bal suzülüvirdi. Gatmerli, içine çekilivirdi gıı. Oğlanı goyuruvir hele."

Satılmış, anasını, babasını, Arefe' yi unutmuş, habire anlatıyordu. Nice sonra aklı başına gelen Satılmış, anasına koşunca Eşref, "Hele buyuruvirin ağalar, yıkığı şennendirivirin." diyebildi. "Buyurun bi süt içivirek."

Öğretmenin biri habire fotoğraf çekiyordu. Büyük talebeler durmadan not alıyorlardı. Obanın çocukları sevinç içinde, çığlık çığlığa misafirlerin önünde arkasında tur atıyorlardı. Hasanoğlan kültürünü içselleştiren misafirler hiç atlar mıydı, obanın çocuklarına şeker dağıttılar. Karaca' nın kızı meraklı meraklı ama oldukça sakin biçimde gözlüyordu olup bitenleri. Öğrencilerden kız olanı, "Buraya gelir misin? Adın ne senin bakayım? Ne güzel bir kızsın sen. Kaçıncı sınıfta okuyorsun. Sen de benim gibi okuyup öğretmen olmak ister misin?" diye sordu.

Karaca gelinin kızı, "İsmim Zübeyde. Atatürk'ün annesinin adını koymuş, Sülüman dedem. Anama Karaca diller. Bu sene beşe giçdim. Okumayı çok seviviriyorum. Atatürk gibi öğretmenleri çok seviviriyorum. Matematik derslerini daha çok seviviriyorum. Hemi oğretmenimiz didi ki, Atatürk olmasa biz okula neyim gidiviremezimişşik. Kimse okuyuviremezimiş. Kızlar kole gimiymiş eskiden."

Cevaplar karşısında çok şaşıran öğretmen adayı olan öğrenci Zübeyde' nin elinden tuttu öğretmeninin yanına gitti. Zübeyde' yi tanıttı. Zeki bir öğrenci olduğu konusunda fikir birliği içindeydiler.

Ceylan gelin döktürmüştü. Süt ve süt ürünlerinin ağırlıklı olduğu sofraya oturdular. Kamterli çöreği, bazlamayı bala, yoğurda bana bana yediler. Yumurtanın sarısınindaki yoğunluk hepsini şaşırttı. Satılmış, ha bire hizmet ediyor, elbisesini gözünden bile koruyordu. Ceylan gelin, ağlamamak için kendini zor tuttu. Emirhüseyinoğulları topyekûn Eşref' in yıkığı doldurmuşlardı. Aşık Arif,

"Dünyaya gelince hemen hiç yoktan

İlmi cavidanı okudum çoktan

Uyanıp rüyadan çıkınca şoktan

Arının yaptığı, bala döndüm ben..." deyince muhabbet koygunlaştı.

"Şimdi ağalar, yedik içtik, Allah daha çok versin. Taşsın dökülmesin, artsın eksilmesin. Yıllarımız kutlu ağzınız tatlı olsun. Hanelerinizden bereket eksik olmasın. Biz birini yedik mevlam binini versin, yediğimiz her lokma andığımız, çağırdığınız yerin olsun. Kazanıp getirenin ömrü uzun olsun. Pişirilip taşıranın Fatma ana, Fadimena yardımcısı olsun. Bizim niye geldiğimizi merak ediyorsunuz değil mi?"

Millet meraklı gözlerle baktı. Başlarıyla onayladılar. O arada Kel Fadime, Karaca' nın kulağına eğilip, "Herkeş bizden ellaam anam. Bunnar da sufrayı bizim gimi dualayıvirdi gıı." deyince hep birlikte gülüştüler. Sonra Karaca, "Fadimena gayınbubam diyiviriyo ki, herkeş bizdenidi, bizden oluvirmiyenner gılıç artığı oluvirdi." deyince ortalık huskutlaştı.

"Ağalar Satılmış, obalı. Maşallah çok çalışkan. Akrabanız. Ceylan hanım çok iyi yetiştirmiş. Hepiniz çok emek vermişsiniz. Öğretmenleri de bizim orada yetişmişler. Gurur duyduk. Ben Satılmış' ın Türkçe öğretmeniyim. Bir ödev vermiştim. "Köyünüzü tanıtın" demiştim. Satılmış öyle bir yazmış ki hayran kaldık. Öğretmenleriniz iyi bilir. Bu yazıları inceledik. Sizin ihtiyar heyeti gibi bir heyet inceledi. Satılmış' ın ödevini çok beğendik. Okulda okundu, duvar gazetesinde yayınladık. Sonra bu yazıya konu olan köyü yine bir heyetle gezelim, görelim size misafir olalım dedik. Yani Satılmış' ın misafiriyiz ağalar. Akşama kadar obada kalacağız. Akşam Satılmış' ı da alıp okula gideceğiz."

"Vay be, Satılmış' a bakıvirin hele!"

"Ağşam, gidivirmeseydiniz. Boğön galıvirseydiniz. Hemi Satılmış da boğön galıvirirdi."

"Kural böyle Ceylan gelin." dedi Satılmış, "akşama gideceğiz. Yoksa hepimiz ceza alırız".

Ceylan gelin ne diyeceğini şaşırınca, öğretmenlerden biri söze girdi.

"Obada bir Cennet ebe varmış. Köyün hem ebesi hem de dirayetli bir kadınıymış. Emirhüseyinoğulları' ndan Aşık Arif varmış. Güzel deyişler, bozlaklar söylermiş. Hatiplerin Süleyman varmış bir de, şimdi obada kendini ibadete vermiş. Kel Fadime' yi tanıyoruz, Karaca' yı da. Sahi Cennet ebe gelmedi mi? Hasta mı yoksa?"

"Hasde neyim dağal de eccik gocayıvirdi. Dizlerini buküviremiyo."

Köyün öğretmenleri merakla içeri girdiler. Sohbet yeniden harlandı. Hep birlikte Cennet ebenin yıkığa gittiler.

"Cennet ebe, Cennet ebe gıı. Nirdesin Cennet ebe?"

"Amağan Ceylan emmim niye gelivirdi gıı? Aboğ misavirler de varımış. Bunnar kim gıı? Zabah zabah hayır oluvirsin bacım."

"Biz geldik ebe, bunlar öğretmenlerim. Bunlarda abla ve abiler. Bugün obanın misafiriyiz. Gezip, konuşup gideceğiz. Seni ziyarete geldik. Misafir kabul etmiyor mu yoğsa gıı?"

Cennet ebenin yıkığa oturdular. O arada Çukur Ali, Deli Memet, Hasımların Hasan, Aşık Arif ikişer tavuk tutup kestiler. Cennet ebenin koca kazana attılar. Tavuklar meşe ateşinde pişedursun Cennet ebe tava gelmiş anlatıyorda anlatıyordu.

"Obayı dedemgil guvuruvirmiş hay oğul. İmiruseyinoğolları diller. Boyük dedemiz. Onun iki oğlu varımış. Biri Mustuk kea, öteki deli Yusup. Müşfik keanın dört, Deli Yusubun beş oğlu oluvirmiş. Biri bizim dedemiz, biri Aşık Arif' in dedesi, oteki Çukur Ali' nin, oburü Hasimlerin dedesi. Birinin oğlu oluvirmemiş. Biz deveciyik oğul. Aklım eyice sarıvirir, devlerimiz çoğudu. Ağ mayamız varıdı. Bi helke sut viriviridi. Gelivirir suradlarımızı yalayıviriridi. Bi seferinde Satılmış agamın bubası olan emmim Samsın' a yuk gotürüvirmiş. Gardaşı Mısdafa guccüğmüş. Samsın' a ez galıvirince emmim gardaşına, ben varıviriyim develere yir buluviriyim, sen usul usul gelivir dimiş. Mısdafa bebe. Dirken bi deve yıkılıvirmiş. Mısdafa emmim irahmetlik oğne gelivirene soruviriyomuş, agamı gorüvirdin mi diyi. Yusup agam bunu goruvirince beg içerleyivirmiş. Biz Malatya' dan gelivirmişşik. Şindi goca bi köy oluvirdik gardaşım. Eee, emmim nası emmim, gozel okuyuviriyo mu gıı? Okur emme, bunun dedeleri de esgi yazıyı bek iyi okuyuvirilleridi. Hepisi mıllaydı. Mılla Hasan, Naniki mılla, mılla Yusup, mılla Mısdafa. Bunnar Başıbozuk da okuyuvirmişler. Bi Hatıp varımış. Eyi guran okuyuvirirmiş. Yusup emmim orda okuyuvirirken bi gız emmime yanıvirmiş. Emmim boy pos tirendiz bi adamımış. Koylüler emmimi sıkışdırıvirince hatıp, "Türkmen oğlunu sıkışdırıvirecağanize gancığınızın orkunu gısa bağlayıvirin." diyi meydan okuyuvirmiş."

Misafirler de obalılar da övgü dolu sözler söyleyince, Cennet ebe daha heyecanlandı. Anlattıkça coştu, coştukca anlatmaya devam etti. Aşık Arif su deyişi söyleyince muhabbet aldı başını gitti.

"Ruhum sürgün, can perişan, dardayım

Alev aldım, yanıyorum, nardayım

Yarenlerim, yoldaşlarım zordayım

Yürek yanar, bir de sizler yakmayın

Deli oldum, kusuruma bakmayın..."

"Çekilivirmiyen derdin turküsü oluvirmez gızım. Bizim derdimiz beg çohdur. Bi yıl gökte hareket yirde bereket oluvirmedi. Yazın ayransız kışın yorgansız ortalıkta galıvirdik. Esgiden gavga doğöş oluvirmezdi obada. Kimse kimsenin gözüne tütün gidivirsin isdeyivirmezdi. Biz cinayet neyim bilmezzik. Esgiden mahkeme de bilivirmezidik. İki ehdiyar arıya girivirir, ayıp zayıp idivirirdi. Ataş harlanıvirmeden kullenivirirdi. Aç ölen Urüsdem vuruluvirince obanın dadı duzu galıvirmedi Allah idivirmiye. Gazanın diline duşüvirdik. Mahgeme mahgeme surünüvirdik. Kor hakim çok ugraşıvirdi emme, heç bi şiy yapıviremedi. Tozan' ın başçavışı şu dağları ben yaradıvirdim, şunnar bubamdan galdı diyiviriyodu. Bi savıcı gelivirince gazıya, çorap soküğü gimi çozülüvirdi her şiy. Beni de anası gimi sevivirir gıı. Duğunünü idivirdik. Satılmış' ın ebesi varıdı Akkız garı. Aha beyle boy pos, hiykel gibi heybedliyidi. Ahiretliğim, bek gardaşlığımıdı. Dirdi ki, iyi adam miyhaniye de gidivirse bozuluvirmez, kötü adam camiye de, cem evine de gidivirse duzelivirmez. Bacım ok doğru emme yabana atıvirillir, yay ağri emme elde dutuviriller. Duzen beyle guruluvirmiş gıı."

"Çiçek açsam dört mevsimin dördüyle

Yoldaş olsam güzellerin merdiyle

Göçsem aşıkların bin bir derdiyle

Sen de göçer misin benle sevdiğim?

Aşkın iksirini taslarla içsem

Güzeller içinde bir seni seçsem

Gözlerinden şöyle salınıp geçsem

Sen de geçer misin benle sevdiğim?"

"Şindi bacım bizim yolumuz gıldan ince, gılıçdan keskindir. Bizim her sine gışın dedemiz gelivirir obıya. Sorar soruşdurur. Dede gelivirince herkeş göğdesindeki daşı doküvirir. Özünü yoglayıvirir herkeş. Once piyik salınıvirir obıya. Herkeş yunur yıkanır, birlik evinde........

© Ankara Havadis


Get it on Google Play