We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Sözde Ermeni Soykırımının Var Olmayan Toplu Mezarları

4 1 1
26.04.2021

Özet
Ermeni soykırımı iddiaları (Sözde Ermeni soykırımı ya da asılsız Ermeni iddiaları), bazı kişilerin, 1915 yılının Mayıs ayından Kasım ayına kadar Osmanlı Devletinin Doğu Anadolu’da iç güvenlik nedeni ile gerçekleştirdiği Ermeni tehcirinin, gerçekte bölgedeki Ermeni toplumunu yok etme amaçlı olduğu ve 1.5 milyon Ermeni’nin bu gerekçe ile öldürüldüğü iddialarıdır.

Birinci Dünya Savaşı'nın başlangıç yıllarında Osmanlı Devleti İttifak devletleri ile birçok cephede savaşırken, Ermeniler, Doğu’da İç Anadolu’ya kadar olan bölgede Rus ordusu ile birlikte Osmanlı ordusuna saldırmış ve birçok şehirlerde de isyanlar çıkarmışlardır. Bu isyanların önüne geçebilmek için Osmanlı Devleti, başta Ermeni Patriği olmak üzere Mebuslar Meclisindeki (Meclis-i Mebusan) Ermeni Milletvekilleri ve Ermeni toplumunun ileri gelenleri ile ortak bir toplantı yapmış ve kendilerine Ermenilerin Doğu Anadolu’da yerel Müslüman halkı öldürmeye devam etmeleri halinde karşı önlemler alacağını bildirmiştir.

Bu uyarının dikkate alınmaması üzerine Osmanlı Devleti 24 Nisan 1915’de isyanları organize eden, destek veren ve örgütlenmeyi sağlayan tüm Ermeni Komitelerini ve yerel kuruluşlarını kapatarak lağvetmiş, elebaşılık yapan 235 kişiyi tutuklatmış ve 27 Mayıs 1915 tarihinde de “Sevk ve İskan Kanunu”nu çıkartmıştır. Bu kanuna göre Doğu Anadolu’daki Ermenilerin bir kısmının Suriye, Lübnan ve Irak’a göç ettirilmesi kararlaştırılır.

Ermenilerin iddialarına göre Sevk (tahcir) adı altında katliam ve soykırım yapılmış, 1.5 milyon kişi öldürülmüştür.

Bu makale söz konusu katliam iddialarının temelini ve yasallığını oluşturacak öldürüldüğü iddia edilen 1.5 milyon Ermeni’nin gömüldüğü toplu mezarlar ile ilgili olup, toplu mezarların var olup olmadığı konusunu araştırmak amaçlı hazırlanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Osmanlı, Ermeni, Tehcir, Toplu mezar, Soykırım

Abstract
According to some sources, The Armenian Genocide Appeals (the so-called Armenian Genocide or the Unfounded Armenian Claims) indicate that the Armenian deportation, which was carried out by the Ottoman State in Eastern Anatolia for internal security reasons from May to November 1915, was aimed at destroying the Armenian community in the region, Millions of Armenians are alleged to have been killed by this reason.

In the early years of the First World War, the Ottoman State while fighting in many fronts with Allied Powers, the Armenians attacked the Ottoman army jointly with the Russian army in the region up to Central Anatolia in the East, and rebelled in many cities. In order to overcome these rebellions, the Ottoman State held a joint meeting with the Armenian Patriarchs, especially the Armenian Members of the Ottoman Parliament (Meclis-i Mebusan), and the leaders of the Armenian community, and informed them that the Ottoman State would take countermeasures if the Armenians continued to kill local Muslim people in Eastern Anatolia. On the basis of this notion, the Ottoman State in April 24, 1915 arrested 235 people who had organized the rebellions and closed down all the Armenian Committees and local organizations that supported and organized the rebellions. The Ottoman State promulgatiated the Temporary Law of Deportation, in 27 May 1915. Accordingly, it was decided some of the Armenians in Eastern Anatolia would be displaced to Syria, Lebanon and Iraq. According to the Armenians’ claims, massacre and genocide were carried out under the deportation title and 1.5 million Armenians were killed. This article is about the mass graves of 1.5 million Armenians which would form the basis of the massacre allegations, the size, how and by whom they were dug, how the massacred Armenians buried and how the mass graves covered with soil. The paper is written to investigate whether there are mass graves or not.

Keywords: Ottoman, Armenian, Deportation, Mass grave, Genocide

Giriş
Osmanlı Devleti tarafından yüzyıllar boyunca millet-i sadıka olarak kabul edilen Ermeniler, Avrupa devletlerinin politikaları neticesinde, XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren zayıflayan Osmanlı idaresine karşı ciddi bir sorun teşkil etmeye başlamışlardır. Rus destek ve etkisinin görüldüğü bu teşekküller, şiddet ve terörle kalmamış, şimdi de yaptıkları lobi çalışmalarıyla Ermenilere soykırım yapıldığı yönündeki tezlerini dünyaya yaymaya çalışmaktadırlar. Türk Tarih Kurumu eski Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Osmanlı Hükumetinin Ermeni tebaaya karşı çıkardığı yasa ve tedbirleri şu sözlerle anlatır;
“… Osmanlı arşivlerinde (Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık arşivi) göçe tabi tutulan Ermeniler için yolculuk sırasında rahatlarının sağlanması, can ve mallarının korunması için buyruklar olduğu görülmektedir. Osmanlı Bakanlar Kurulu’nun 30 Mayıs 1915 tarihli kararıyla, Ermenilerin canlarının ve mallarının korunmasını, göçmen ödeneğinden geçimlerini sağlayabilmeleri için yardımın yapılmasını, ihtiyaçlarına göre mal ve toprak dağıtılmasını, hükümet tarafından evler yapılmasını, alet ve teçhizat temin edilmesini, yiyecek ve diğer ihtiyaçlarının sağlanmasını, sağlık durumlarının hergün doktorlar tarafından kontrol edilmesini, hasta, kadın ve çocukların trenle gönderilmesini ve alınması gereken daha pek çok önlemi bildiren emirler yayınlamıştır. Ayrıca, tehcir sırasında Ermenilere karşı herhangi bir saldırıda bulunanların tevkif edilerek, Divan-ı Harp Mahkemesine sevk edilmesi ve en ağır şekilde cezalandırılmaları da karara bağlanmıştır…” (Halaçoğlu, 2013)

Böylesi insani ve göç ettirileceklerin yaşamlarını, sağlıklarını ve ikametlerini dikkate alan, hasta kadın, yaşlı ve çocukların trenle sevke edilmesini emreden bir kanunu çıkaran Osmanlı Devletinin, sevk (tehcir) maskesi altında soykırım yaptığını iddia etmek, mantık olarak değil, matematiksel hesaplama olarak da gerçeklerle bağdaşmamaktadır.

Matematiksel değerlendirme
Ermenilerin iddialarına göre sözde soykırım Mayıs ayının sonundan Kasım ayının ortalarına kadar beş buçuk aylık dönem içinde gerçekleştirilmiştir. İddiaların içinde yer alan “Binlerce Ermeni soğuktan donarak ölmeye zorlanmıştır” söylemlerinin söz konusu dönem içindeki iklimsel koşullarla gerçekleşmesi mümkün görülmemektedir.

Matematiksel olarak düşünüldüğünde ve hesaplandığında Mayıs ayının sonunda başlayıp Kasım ayının ortasında biten bu sözde katliam veya soykırım sürecinde toplam olarak bir buçuk milyon Ermeni öldürülmüş ise, ortalama olarak Osmanlı Devletinin görevlendirdiği kolluk güçlerinin her gün on bin kişiyi sistematik bir şekilde katletmesi gerekmektedir.

En iyimser bir şekilde, katledilen her bir Ermeni’nin tek bir kurşunla öldürüldüğü varsayılırsa, her gün için 10,000 kurşun ve toplamda da 1.5 milyon kurşun harcanması gerekmektedir. Balistik Tabloya göre 7.65 mm bir kurşunun ağırlığı ortalama 6.5 gramdır. (Balistik tablo, http://www.paganx.org/balistics.htm) Günlük gereksinim olan 10,000 adet merminin toplam ağırlığı 65 kg, kasalar ile birlikte, 85 kg. tutmakta, toplamda da 12.75 ton mermi gerekmektedir. Dağda, bayırda bu mermiler ancak hayvan sırtında taşınabileceğinden sadece günlük mermilerin katliam alanına taşınması için en az 2 vardiya şeklinde 2 merkep veya 2 deve ile 4 kişilik bir ekibin hiç durmadan çalışması gerekmektedir.

Söz konusu 10 bin kişiyi denetim altında tutabilmek ve katletmek için silahlı bir birlik veya kolluk güçleri de olması gerekmektedir.

Söz konusu yıllarda kazı ve taşıma günümüzde olduğu gibi ekskavatör ve kamyonlarla yapılamadığı için, toplu mezarları kazmak, çıkan toprağı atmak, katledilenleri çukurlara atmak ve tekrardan üzerlerini örtmek için de binlerce kişi gerekmektedir. Katliamı yapacak veya soykırımı gerçekleştirecek söz konusu bu binlerce kişi için yiyecek, içecek, barınma, tuvalet ve yıkanma amaçlı hizmet verecek bir hizmet ekibinin de katliam veya soykırım alanında olması lazımdır.

Dünyamızda yaşanmış katliamlar ve bulunan toplu mezarlar
2018 yılında Myanmar’ın Arakan eyaletinde Müslüman nüfusa yönelik katliamın boyutlarını gözler önüne seren 5 yeni toplu mezar tespit edilmiştir.
(http://www.hurriyet.com.tr/dunya/arakanda-5-yeni-toplu-mezar-bulundu-40728105)

Associated Press (AP) haber ajansına göre, Arakan eyaletinin kuzeyindeki Buthidaung bölgesine bağlı Gu Dar Pyin köyünde, daha önce bilinmeyen ve 400 kişinin gömüldüğü en az 5 toplu mezarın varlığı teyit edilmiştir. (Atwood, 2018)

Tuzla’daki DNA Merkezi’nin başkanı Amor Maşoviç’in anlatımına göre;
“…2015 yılını dahil ettiğinizde ülkede bulunan toplu mezarlık sayısı 800’dür. 32 bin 152 kişinin kayıtlara “kayıp” geçtiği savaşın hala resmi anlamda “soykırım” kabul edilmemiş olmasına inanmıyorum. 1995 yılında cesetlerin toplu mezara kepçelerle gömülürken Amerikan Satelit uydusu tarafından görüntülendi. Kimi toplu mezarda 1200, kimisinde 200........

© Ankara Havadis


Get it on Google Play