"Yapay zeka"da Türkçe

Dil, yalnızca bir iletişim aracı değil düşünce, bilinç ve algılamaların oluştuğu temel bir alan. Bu yönüyle dil, düşünceyi aktarmakla kalmıyor, aynı zamanda onu biçimlendiriyor. Dil, düşünceyi kuran ve biçimlendiren bir yapıya ve yazı yoluyla da kalıcılık özelliğine sahiptir. 

Kavram ile sözcük arasındaki önemli bir ayrım vardır. Sözcüklerin tek başına düşünceyi temsil etmediğini, düşünsel üretimin esas olarak kavramlar üzerinden gerçekleştiği bir gerçek. Sözcüler, tarih süreçlerde farklı kavramlara karşılık gelebilmektedir. Kavram ve sözcük üretimi, toplumların tarihi birikimleri ile bağlantılı olup kültürel ve felsefi bir çerçevede değerlendirilmelidir.

Osmanlı İmparatorluğu 14. yüzyıldan itibaren Türkçeden uzaklaşarak çok katmanlı ve parçalı bir dil yapısına yönelmiş, bu da kültür yaşamını parçalı bir hale getirmişti. Ortak dil zemininden uzaklaşıldığında dil bilincinin zayıfladığı ve o dili konuşan/yazan nesillerin "milliyet" ve "yurt" bilincinden uzaklaştıkları görülmektedir.

Yazının bir anlatı sanatı olarak temel malzemesi dildir. Dil üzerinde yapılan biçimlendirici........

© Anayurt