Emeklilikte düğüm: Yaş mı, prim mi?

Geçtiğimiz hafta, EMEK-DER Kurucu Başkanı Özlem Gümüş ile uzun bir sohbet gerçekleştirdik. Masaya koyduğu dosya, sıradan bir talep metninden çok daha fazlasını içeriyordu. Teknik çalışmaya dayanan, üzerinde düşünülmüş ve Türkiye’nin kronikleşen bir sorununa çözüm üretmeyi amaçlayan ciddi bir hazırlık…

EMEK-DER, yalnızca bir sivil toplum kuruluşu refleksiyle hareket etmiyor. İktidar partisi başta olmak üzere tüm siyasi partilere hazırladıkları çalışmayı sunuyor, destek arıyor. Çünkü mesele, siyasi değil; doğrudan doğruya milyonlarca insanın hayatına dokunan bir sosyal adalet meselesi. Türkiye genelinde yaklaşık 5 milyon insanı ilgilendiren bu düzenleme önerisinin görmezden gelinmesi mümkün değil.

Özlem Gümüş’ün anlattıkları, emeklilik sistemine dair ezberleri bozacak nitelikte. Bugüne kadar tartışmaların odağında hep “yaş” vardı. Oysa hazırlanan Prim Esaslı Kademeli Emeklilik modeli, dikkati çok daha gerçekçi bir noktaya çekiyor: ödenen prim ve çalışma süresi.

Çünkü emeklilik maaşı yalnızca yaşa indirgenebilecek bir konu değil. Aylık bağlama oranından güncelleme katsayısına, toplam prim gününden çalışma süresindeki kazanç düzeyine kadar birçok unsurun birleşimiyle ortaya çıkıyor. EMEK-DER’in önerisi de tam olarak bu gerçeklikten hareket ediyor.

Hazırlanan modelde, 9 Eylül 1999 ile 30 Nisan 2008 tarihleri arasında sigortalı olanlar için 6000 prim günü başlangıç kabul ediliyor ve taban emeklilik yaşı 45 olarak öngörülüyor. 1 Mayıs 2008 sonrası sigortalılarda ise mevcut sistem korunuyor ve taban yaş 52 olarak esas alınıyor. Sistem, 14 bin 400 prim gününe kadar uzanıyor ve daha fazla prim ödeyenin daha yüksek maaş alması prensibini net biçimde ortaya koyuyor. Kısmi emeklilikte ise 4500 prim günü için bir asgari ücret tabanının korunması dikkat çekiyor.

Peki bu model neyi değiştiriyor?

En temel fark, adalet duygusunu yeniden tesis etmeyi hedeflemesi. Aynı prim yükünü taşıyan insanlar arasında eşitlik sağlanması, daha uzun süre çalışan ve daha fazla prim ödeyenin bunun karşılığını alması… Bugün en çok tartışılan düşük emekli maaşı sorunu için de yapısal bir çözüm sunuluyor.

Yaşa dayalı sistemin yıllar içinde yarattığı mağduriyet ortada. Aynı yıl işe başlayan, benzer şartlarda çalışan insanların yalnızca yaş kriteri nedeniyle farklı muamelelere maruz kalması, toplumda ciddi bir rahatsızlık oluşturuyor. EMEK-DER’in ortaya koyduğu model ise ölçülebilir, hesaplanabilir ve sürdürülebilir bir denge öneriyor.

Açık konuşmak gerekirse; bu mesele artık ertelenebilecek bir başlık değil. Sosyal devlet anlayışının gereği olarak, emek verenin karşılığını aldığı bir sistemin kurulması şart.

Özlem Gümüş ve ekibini bu kapsamlı çalışmaları nedeniyle kutluyorum. Ortaya koydukları tablo, sadece bir talep değil; üzerinde düşünülmesi ve ciddiyetle ele alınması gereken bir yol haritası.

Unutulmaması gereken şu:

Kademeli emeklilikte adaletin temeli yaş değil, emeğin karşılığı olan prim olmalıdır.


© Anayurt