Arsadan elbise diken bakan |
Türkiye’de yoksul ve orta halli insanlarımız güvenli konutlarda oturuyorsa, onun çalışkanlığındandır.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a 25 yıllık iktidarında en fazla kurdele kestiren Başkan (TOKİ) ve Bakan Erdoğan Bayraktar’dır.
TOKİ ve Bakanlıktaki bu başarısı inşaat sektöründen gelmesinden. Zamanla usta oldu, ardından şehirciliği, statiği hem de estetiği bilen bir mühendis idi.
Türkiye’ye ve Trabzon’a çok hizmetler yaptı. Bunlardan birine daha 19 Temmuz’da tanıklık ettik. Trabzon sahilde Hanife Hatun camisini görenler, ‘Trabzon işte şimdi fethedildi’ dediler.
Erdoğan Bayraktar, camiyi ilmek ilmek ördü, annesinin ismini verdi. Hanife ana evlatlarını en zor şartlarda büyütmüş ve okutmuş. Onun için en doğru karar bu idi.
Eser üretmekte Sayın Bakanımızın üzerine kimseyi tanımıyoruz. İşte merkez Ankara evleri. Bayraktar inşaat firmasının 50. yılında binlerce binayı inşa etti ve hak sahiplerine teslim etti.
Bakanlığı döneminde Hürriyet Gazetesindeki röportajından çok ilginç bir başlık vardı: Erdoğan Bayraktar: ‘Ben arsadan elbise dikerim!’ Çok ama çok anlamlı bir söz.
İnşaat konusunda Kraliyet ödülü bile almış sayın Bayraktar, Türkiye’de büyük bir dönüşümü yapan isimdir aynı zamanda. Şaibesizdir.
Bugün eğer Zağnos vadisi ve tabakhane vadileri Trabzon’un sorunu olman çıkıp gezinti alanları oldu ise bu Sayın Bayraktar’ın sayesindedir. Türk halkı sayın Bayraktar’ı en iyi de 6 Şubat depremlerinden sonra anladı.
11 ilde binalar kağıt gibi yıkılırken, onun yaptığı TOKİ konutlarının hiçbirinde çatlama dahi olmadı. Neden, çünkü binaları tamamen bilimsel olarak inşa etmişti de ondan.
Bence Türk siyasetinin haksızlık yaptığı isimlerden birisidir Sayın Bayraktar. 17-25 Aralıktan sonra bazı bakanlar piyasaya çıkamazken o başı dik olarak dolaşmakta ve ülkesi için milleti için üretmektedir. Bakan Bayraktar’ı kurban seçtiler, haksız yerde suçladılar. Dik durdu, haklı olduğu davasında kimseye boyun eğmedi. Herkese meydan okudu. Kimse bilmez, büyük hayırseverdir. Özellikle yetimlere ve şehit ailelerine yaptığı kişisel yardımlarını gizli tutar. Onlarca öğrenci okutur. Gösterişi sevmez.
İş insanları, genç yeteneklerimizden Enes Olgun ve Çağatay Üstün’ün ev sahipliğindeki iftar yemeğinde birlikte olduk. Yemekte DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Karal, bir önceki milletvekillerinden Feramuz Üstün, Bünyamin Özbek, Sabri Varan, ABB Başkanvekili Faruk Köylüoğlu, eski genel müdür Muhammet Ecel, iş insanı Murat Uluca, MAK Danışmanlık Yönetim Kurulu başkanı Mehmet Ali Kulat katıldı.
Yemeğe katılan ekibin bir özelliği ise şu: Partileri ayrı, dostlukları daimi, sevdaları aynı bir ekipten oluşuyor. Yemek sonrası Türk siyasetindeki son gelişmeleri, AK Parti’nin dünü bugünü ve önümüzdeki süreçleri konuştuk.
Feramuz Üstün, Sabri Varan ve Bünyamin Özbek’in candan ve içten dostlukları, Gümüşhane ve Bayburt’ta hizmet olarak dönüyor. Güzel özelliklerini başka bir yazımda dile getireceğim. Şimdilik Rize’ye uzanalım istedik.
Hasan Karal, AK Parti Rize İl başkanlığı döneminde tam not aldı. Üç dönem parlamentoda; bütün Rize’nin yükünü çekti. Çekmeye devam ediyor. DEVA Partisi Genel başkan yardımcısı ve İstanbul milletvekili olarak, her Rizeli ile “Gönül köprüsünü” kurdu. Bir maratoncu gibi koştu. Terledi. Herkesle ilgilendi. İlgilenmeye devam ediyor.
Samimi, içten… İnsanlara tepeden bakmadan Ankara’da İncek’te hemşerileri için ofis açtı. “Rizelilerin Ofisi”. Parlamentodan farkı yok. Hatta daha kalabalık. DEVA’nın geleceğini konuştuk.
Parlamenter faaliyetleri dışında, sürekli seçmenle birlikte beraber oluyor. İstanbul milletvekili olarak bir ayağı İstanbul’da öteki ayağı ise memleketi Rize’de.
Maaşının tümünü seçmene hizmet, burs ve diğer ihtiyaçlar için ödedi. Nasıl geçiniyorsun diye takıldık “Anam sağ olsun” cevabını aldık.
TOKİ’den aldığı mütevazı bir kooperatif dairesinde oturuyor. Hasan Karal’ın telefonları susmuyor. Günde 150 kişi; sadece “ödemeli” arıyor.
“Ne istiyorlar” diye takıldık. Ne istemiyorlar ki dedi ve ekledi, “Hemşerilerimin canları sağ olsun, biz onlar için varız.” İş isteyenleri, hizmet bekleyenleri, tayın isteyenleri, para isteyenleri anladık.
Başkan, “Apartmanımızın asansörü bozuldu, servisi göndersene”,
“Vekilim arabanızı kullanabilir miyim?”
“Kız kaçırdım, kalacak yerim yok”, “Babamla kavga ettik, barıştır.”
Bütün milletvekillerin durumu aynı mı bilmiyorum. Hasan Karal'ın durumu çok zor.