We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Vazgeçilmezim; Ayvalık ve Cunda      

19 0 0
25.07.2022

Yaz ayları sevdiğim beldeleri bir kez daha ziyaret etmek için mükemmel bir fırsat ve bir kez daha Ayvalıktayım. Ayağımızın tozuyla M. Emin Erdoğdu’nun “Zeytin kadınlar resim Heykel Sergisi’ni geziyor, Cunda Adası’na geçiyoruz.

Mitolojide adı “Binbir pınarlı İda dağı” olarak geçen Kaz dağlarını, yorgun yıpranmışlıklarıyla geçmişlerine tutunan taş evleri, kiliseleri, değirmenleri bir kez daha selamlıyorum. İster istemez geçmişle bağ kurup, trafiksiz daracık sokaklarda oynayan çocukları, kapı önlerinde oturarak sebze ayıklayan, el işlerini yaparken sohbet eden Rum kadınlarını düşünüyorum.

Denize dik inen dar sokaklarıyla Kaz dağlarından esen rüzgarlarıyla bol oksijenli güzel havası, temiz deniziyle yaşanılası bir belde olma özelliğini asırlardan beri koruyan Ayvalık adalarının Antikçağ'daki ismi Hekatonisa’dır. İsim güneşi, güzel sanat ve edebiyatı temsil eden belirtileri yay ve lir olan Apollon'dan gelir çünkü Antik kentin baş tanrısı Apollon'un bir adı da Hekatos'dur. Günümüze dört antik kentten sadece ikisi, Kydonia (Ayvalık) ve Nesos (Cunda) ulaşabilmiştir. Bu kentler Misya, Hitit, Frig, Lidya; Ortaçağ'da Roma, 14.yy sonrası Osmanlı egemenliğinde yaşamışlardır.

Lozan Nüfus Değişimi Anlaşması sonrası (30 Ocak 1923), İstanbul’daki Rumlardan bir kısmının mesken tuttuğu Ayvalık ve Cunda Adası; soğuk denizi, ürperten rüzgarı, serin geceleriyle insanı dinlendiren; eprimiş taş evlerinin arasındaki dar sokaklarıyla İda’dan esen rüzgarın kulaklara geçmişin hüzünlü........

© Anayurt


Get it on Google Play