Türkiye’de Modern Sanat Tarihi’nin önemli figürlerinden biri olan Semiha Berksoy, ardında eşsiz bir kültürel miras bıraktı O ilklerin kadını, O bir primadonna, O ilk Opera sanatçısı Ankara Devlet Opera ve Balesi’nin başsolistlerindendi.

1934’de Adnan Saygun’un bestelediği ilk Türk operası olan ‘‘Özsoy’’da Ayşim başrolünü oynadı. Almanya’da Berlin Devlet Yüksek Müzik Akademisi Opera Bölümü’nü birincilikle bitiren Berksoy, 1939’da Richard Strauss’un ‘Ariadne Auf Naxos’ operasında Ariadne rolünü oynayarak, Avrupa’da sahneye çıkan ilk Türk opera primadonnası oldu.

“Atatürk Opera Ödülü’’ ve “Dil Tarih Fakültesi Resim Ödülü’’ sahibiydi.

Heykeltıraş Fatma Saime ve şair Ziya Cenap Berksoy’un 1910’da Çengelköy’de dünyaya gelen kızları Semiha, 7 yaşında kaybettiği annesinin özlemini içinde taşıdı. Bir dönem Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım’la doldurmaya çalıştığı anne hasreti hep içinde kaldı ve dışavurumcu sanatçı kimliğiyle çizgilerine, desenlerine, renklerine yansıttı.

İlk edebi öyküsünü daha 8 yaşındayken kaleme aldı. 19’unda Rimsky Korsakov’un Sadko operasında ‘Chanson Endu’yu; Bohem operasında da Musetta Aryası’nı seslendirecek yetenekteydi. Konserde piyanoda kendisine, tanınmış besteci ve vokalist, Türk Beşleri üyesi Cemal Reşit Rey’in eşlik ettiğini de hatırlatmalıyım ve 1931’de Muhsin Ertuğrul’un çektiği ilk sesli Türk filmi olan “İstanbul Sokaklarında” başrolde oynadığını da…

Avrupa’dan aldığı model şapkaları, Mısır Apartmanı’nda Cemal Gürün’e diktirdiği- kostümlerinin modellerini de hazırlar- giysileri; boynundan eksiltmediği anne hatırası altın zinciri, parmağından çıkarmadığı baba hediyesi topaz yüzüğüyle zamanın moda ikonuydu. Trussardi’den kendisiyle çalışmak isteğini belirten bir mektup aldığını, biliyor musunuz?

Ya, 1934’de Özsoy operasının provasına Atatürk’ün geldiğini, 24 yaşındaki Semiha’yı izleyip, Çankaya Köşkü’ne davet ettiğinde heyecandan tir tir titrediğini, huzurunda Madam Butterfly’dan okuduğu aryanın o an kaydedilerek, sonradan plak yapıldığını…

1966’da Ankara Devlet Opera ve Balesi’nin kararıyla ‘Prima Donna’ ilan edilen sanatçı, üç yıl sonra Berlin-Lutzowhaus’da izlenen resimleriyle de DieWelt Gazetesi’ne kadar uzanan övgüleri kendine çekmeyi başararak; Carl Ebert’in rejisörlüğünde, ünlü Tosca ve Madame Butterfly operalarında oynayan Berksoy, Deli Dolu ve Lüküs Hayat operetlerinde de görev aldı.

Berksoy, Nazım Hikmet ile olan yakınlığını “Diğer kadınlarına alelade şiirler yazdı. Benim içinse ‘Bu Bir Rüyadır’ operetini yazdı. Kadınları içinde en çok beni sevdi. Çünkü, sanatçıydım, yetenekliydim, güzeldim. Nâzım’ın tek gerçek aşkı bendim." Der. Doğru olabilir çünkü kendisi Nazım’a heyecan veren kadınlardandır. Deli doludur, akıllı ve neşelidir. Ne istediğini bilmektedir. Berlin Müzik Akademisi’ne “Semiha bizim Türk kadın sesinin pırlantasıdır’’ diyen Nazım’ın izniyle gider. İki aşık yıllarca mektuplarla arkadaşlıklarını sürdürürler. Dönüşünde Nazım’la aşkla başlayan etkileşimleri dostluğa dönüşür. Nazım ve eşi iyi anlaşan birer arkadaş olurlar. İkilinin mektupları “Nâzım Hikmet ve Tosca’sı Semiha Berksoy” adıyla yıllar sonra kitaplaşır.

1974’de 35 sene evli kaldığı eşini kaybeden sanatçının yaşantısında sadece sanat oldu. Semiha Berksoy şöyle der ““Benim ruhumu sürükleyen, bende alev haline gelen bir şey var; o da sanat aşkıdır. Ben kaderimi yaşadığım haksızlıklara rağmen hep hoş karşıladım. Sanatımla baş başa mutlu oldum, çünkü beni sanattan başka hiçbir şey ilgilendirmiyordu.”

Sanatçı, Cemal Reşit Rey'i anma gecesinde "Kalktım Berlin'e gittim. Avrupa'da ilk operaya ben çıktım. Wagner'in torunu beni Almanya'da alıkoymak istedi. İstemedim. Hasta oluyorum. Yani kalamıyorum Avrupa'da. Melankoliye giriyorum. Vatan, vatan, vatanıma hizmet etmek istiyorum. Karşılığını da takdirini de gördüm. 'Seni Türkiye'de takdir eden olmaz. Sen Avrupa'da, Almanya'da kal.' dediler. 'Hayır' dedim. 'Ben burada da takdir edildim.

Bu yanlış bir düşünce.' Burada da dünya çapında insanlar dolu. Kaynıyor yani bizde. Türk zekası çok üstün. Bizdeki zeka Avrupa'da, Almanlar'da yok. Niye ben orada oturayım? Hamdolsun şu yaşa geldim, takdir görüyorum. Çünkü, Türk milleti zeki. Atatürk'ün hakkı var." Diye konuşur.

Berksoy, Türkiye'ye 1940'ta dönerek, ilk konserini Cemal Reşit Rey ile verdi. Richard Wagner operalarında sahne alan sanatçı, 1941'de Ankara'da, Carl Ebert yönetimindeki "Tosca" ve "Madame Butterfly" operalarında da oynadı. Sanatçının "Tosca"daki performansı profesyonel anlamda ilk opera gösterisiydi. Bu ilkler yanında sanatçı "Lüküs Hayat" ve "Deli Dolu" operetlerinde de yer aldı.

QOSHE - Primadonna Semiha Berksoy - Harika Ören
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Primadonna Semiha Berksoy

7 0 0
22.08.2022

Türkiye’de Modern Sanat Tarihi’nin önemli figürlerinden biri olan Semiha Berksoy, ardında eşsiz bir kültürel miras bıraktı O ilklerin kadını, O bir primadonna, O ilk Opera sanatçısı Ankara Devlet Opera ve Balesi’nin başsolistlerindendi.

1934’de Adnan Saygun’un bestelediği ilk Türk operası olan ‘‘Özsoy’’da Ayşim başrolünü oynadı. Almanya’da Berlin Devlet Yüksek Müzik Akademisi Opera Bölümü’nü birincilikle bitiren Berksoy, 1939’da Richard Strauss’un ‘Ariadne Auf Naxos’ operasında Ariadne rolünü oynayarak, Avrupa’da sahneye çıkan ilk Türk opera primadonnası oldu.

“Atatürk Opera Ödülü’’ ve “Dil Tarih Fakültesi Resim Ödülü’’ sahibiydi.

Heykeltıraş Fatma Saime ve şair Ziya Cenap Berksoy’un 1910’da Çengelköy’de dünyaya gelen kızları Semiha, 7 yaşında kaybettiği annesinin özlemini içinde taşıdı. Bir dönem Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım’la doldurmaya çalıştığı anne hasreti hep içinde kaldı ve dışavurumcu sanatçı kimliğiyle çizgilerine, desenlerine, renklerine yansıttı.

İlk edebi öyküsünü daha 8 yaşındayken kaleme aldı. 19’unda Rimsky Korsakov’un Sadko operasında ‘Chanson Endu’yu; Bohem operasında da Musetta Aryası’nı seslendirecek yetenekteydi. Konserde piyanoda kendisine, tanınmış besteci ve vokalist, Türk Beşleri üyesi Cemal Reşit Rey’in eşlik ettiğini de hatırlatmalıyım ve 1931’de Muhsin Ertuğrul’un çektiği ilk sesli Türk filmi olan “İstanbul Sokaklarında” başrolde oynadığını da…

Avrupa’dan aldığı model şapkaları, Mısır Apartmanı’nda Cemal Gürün’e diktirdiği-........

© Anayurt


Get it on Google Play