menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Erken söndürülen ışıklar

30 0
14.02.2026

Son yıllarda bir haber türü daha sık karşımıza çıkıyor: “Henüz 40’lı yaşlarında hayatını kaybetti…” Cümlenin devamı çoğu zaman aynı; ani kalp krizi, beyin kanaması, ağır stres, ihmal edilmiş bir hastalık ya da sessiz ilerleyen bir rahatsızlık. Eskiden “hayatın en verimli çağı” denilen yaşlar, artık yorgunlukla, tükenmişlikle ve sağlık alarmıyla anılıyor.

Kırklı yaşlar… İnsan hayatında üretkenliğin zirvesi sayılır. Meslekte deneyim kazanılmış, hayallerin bir kısmı gerçekleşmiş, sorumluluklar artmış ama hâlâ enerji vardır. Fakat modern çağın temposu bu dengeyi bozuyor. Sürekli yetişme hali, ekonomik baskılar, kariyer kaygısı, sosyal medyanın görünürlük baskısı, aile sorumlulukları derken beden ve ruh alarm vermeye başlıyor.

Sorun şu ki biz alarmı çoğu zaman duymamayı tercih ediyoruz.

Göğüste hafif bir ağrı “strestendir” deyip geçiliyor. Sürekli yorgunluk “yoğunluktandır” deniyor. Uykusuzluk “dönemsel” kabul ediliyor. Psikolojik çöküş ise hâlâ birçok kişi için konuşulması zor bir konu. Oysa erken yaşta ölümlerin önemli bir kısmı, düzenli kontrol ve zamanında müdahale ile önlenebilecek rahatsızlıklardan kaynaklanıyor.

Neleri ihmal ediyoruz? Birincisi, düzenli sağlık kontrollerini. Özellikle 35 yaş sonrası için yılda en az bir kez kapsamlı check-up öneriliyor. Tansiyon, kolesterol,........

© Anayurt