Dünya Kupası’na son bir adım

Futbolda bazı maçlar vardır; istatistiklerin, geçmişin, hatta taktiklerin bile ikinci plana düştüğü… Bu gece Kosova’da oynanacak karşılaşma tam olarak böyle bir sınav. A Milli Futbol Takımı için bu mücadele, bir play-off finalinden çok daha fazlası: ya 24 yıllık bekleyiş bitecek ya da hikâye bir süre daha ertelenecek.

Karşılaşmanın favorisi kağıt üzerinde Türkiye gibi görünüyor. Üç maçta üç galibiyet, atılan 12 gol… Ama futbolun en tehlikeli yanı da tam burada başlar: “favori” etiketi. Çünkü karşıda, özellikle hücum gücüyle dikkat çeken ve sürprizlere açık bir Kosova Milli Takımı var. Slovakya deplasmanında atılan 4 gol, bunun en net göstergesi.

Bu yüzden mesele sadece iyi oynamak değil; doğru oynamak. Sabırlı olmak, anı kollamak ve en önemlisi hata yapmamak. Çünkü bu tür maçlar çoğu zaman büyük oyunlardan değil, küçük anlardan kazanılır.

Teknik direktör Vincenzo Montella ile birlikte millilerde gözle görülür bir değişim var. Daha kontrollü, daha planlı ve ne yaptığını bilen bir takım görüntüsü çiziliyor. Ancak bugün ki mücadele, bu yapının en ciddi testi olacak. Çünkü baskı altında planlar değil, karakter öne çıkar.

Bir diğer dikkat çeken nokta ise maçın oynanacağı atmosfer. Deplasman, yüksek tempo ve rakibin özgüveni… Tüm bunlar birleştiğinde, Türkiye’nin sadece futbol kalitesiyle değil, mental gücüyle de sınanacağı bir gece bizi bekliyor.

Bu maçın belki de en kritik sorusu şu: Türkiye, bu fırsatı ne kadar istiyor?

Çünkü Dünya Kupası sadece bir turnuva değil. Bu ülke için bir hatıra, bir gurur ve yeni nesillere anlatılacak bir hikâye demek. 2002’de yazılan destanın üzerinden geçen yıllar, artık yeni bir sayfa açılması gerektiğini söylüyor.

Bu gece düdük çaldığında, sahada sadece bir futbol maçı başlamayacak. Bir özlemin, bir beklentinin ve belki de bir neslin hayali 90 dakikaya sığacak.

Ve futbol, bazen en çok böyle gecelerde güzeldir.


© Anayurt