Böyle diyor TGA temsil sistemi. Yeni düzenlemeyle TGA’daki 18 koltuğun 2’si devletin, 16’sı ise sektörlere ait. Bir tane Türk Hava Yolları, bir tane havalimanları, bir tane yeme-içme sektörü var. Her koltuk yüzde 6’ya denk geliyor. Bir tanesi de seyahat acentelerine verilmiş. Hatta deniyor ki; acentelerin ödedikleri vergiye göre yüzde 4 payı var, acentelerin TGA’ya ödedikleri vergi yüzde 3’e doğru gidiyor ama yarım koltuk veremeyeceğimiz için acentelere tam koltuk verdik.

Bu sözlerden de anladığımız kadarı ile TGA’da “paran kadar konuş” sistemi mevcut. Yani, TGA en çok parayı otellerden topladığı için en çok koltuğu onlara veriyor. Peki bu doğru bir sistem mi?

TURİSTLERİ KİM GETİRİYOR?

Bu otellere o kadar turist nereden ve nasıl geliyor, nasıl dolduruyorlar o otelleri bakalım.

Söyleyelim; otellerin yüzde 80-90’ı biz acenteler tarafından getirilen turistlerle doluyor. Şöyle ki; Acenteler otellerden kar etmezler. Diğer turizm faaliyetlerinden kar ederler. Bu nedenle otel ödemelerini direkt yurtdışındaki tur operatörlerine yaptırırlar. Boşu boşuna kar etmedikleri bir iş için hem risk almazlar hem de cirolarını şişirip fazladan vergi yükümlülüklerine girmezler. Diğer turistik ve gelir getiren hareketler ilgi alanlarıdır. Yani geziler, müzeler, yemekler, rehberlik, transferler, elbette alışveriş ve ekstra turlardan elde edilen gelirler acenteleri daha çok cezbetmektedir.

Bu nedenle bakanın cirolara bakıp, “100 acente turist getiriyor” söylemi doğru değildir. Bunun yerine “100 acente otel riskine giriyor” demek daha doğrudur. Örneğin, eski şirketimde, orta ölçek bir acente olarak, yıllık 30-35 bin İtalyan turist getiriyorduk. O dönemlerde, münferit satışlar haricinde otelleri her zaman yurtdışı tur operatörlerine ödettik. Ama bizler, o el üstünde tuttukları otelciler gibi sadece bir oteli pazarlamadık. Tüm Türkiye’yi pazarladık. Bütün müzelerimizi, ören yerlerimizi, kayak merkezlerini, termal tesisleri, Türk gastronomisini, sağlık turizmini pazarladık ve bunları yurtdışında pazarlayan biz o “küçük” acenteler olarak her birimiz birkaç dil bilen, iyi eğitimler almış turisti ve ruhunu bilen insanlarız. Böyle küçümsenmeyi, hakir görülmeyi ve yarım sandalyeyi hak etmiyoruz. Aksine TGA’daki koltukların en az yarısını, çeşitli ülke pazarlarında faaliyet gösteren uzman seyahat acenteleri temsil etmelidir. Etmelidir ki, Türkiye nasıl ve nerelerde tanıtılmalı, nelere yatırım yapmalı, ülke ülke, turizm çeşitlemelerine göre öngörü ve tecrübelerini aktarabilsin. Dünyada benzeri kuruluşlarda ve tanıtımda söz sahibi olanlar tur operatörleridir, acentecilerdir. Otelciler değil.

Parası var diye güneyde 500 yataklı 10 otel sahibi olan bir yatırımcıya duyulan saygı kadar, elinde çanta ile kıtalar arası tüm Türkiye’yi tanıtan acenteciye de saygı duyulması gerekir.

Bu ülke hepimizin.

QOSHE - ‘Paran kadar konuş’ - Cem Polatoğlu
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

‘Paran kadar konuş’

9 0 0
19.11.2022

Böyle diyor TGA temsil sistemi. Yeni düzenlemeyle TGA’daki 18 koltuğun 2’si devletin, 16’sı ise sektörlere ait. Bir tane Türk Hava Yolları, bir tane havalimanları, bir tane yeme-içme sektörü var. Her koltuk yüzde 6’ya denk geliyor. Bir tanesi de seyahat acentelerine verilmiş. Hatta deniyor ki; acentelerin ödedikleri vergiye göre yüzde 4 payı var, acentelerin TGA’ya ödedikleri vergi yüzde 3’e doğru gidiyor ama yarım koltuk veremeyeceğimiz için acentelere tam koltuk verdik.

Bu sözlerden de anladığımız kadarı ile TGA’da “paran kadar konuş” sistemi mevcut. Yani, TGA en çok parayı otellerden topladığı için en çok koltuğu onlara veriyor. Peki bu doğru bir sistem mi?

TURİSTLERİ KİM GETİRİYOR?

Bu otellere o kadar turist nereden ve nasıl geliyor, nasıl dolduruyorlar o otelleri bakalım.

Söyleyelim; otellerin yüzde 80-90’ı biz acenteler tarafından getirilen turistlerle doluyor. Şöyle ki; Acenteler otellerden kar etmezler.........

© Anayurt


Get it on Google Play