Şu AI meselesi…

Günümüzde yapay zekâ (AI) hakkında düşünceler iki uç arasında salınıyor gözlemlediğim kadarıyla. Ya büyük bir devrim anlatıları yazılıyor ya da kıyamet senaryosu kuruluyor. Oysa ben, ne teknolojiyi ölümüne kutsamak ne de şeytanlaştırmak niyetindeyim. Lakin, AI’nin bu hızla ve bu kontrolsüzlükle yaygınlaşmasını da pek sağlıklı ve makul bulmadığımı paylaşmak isterim. En çok da toplumsal ve bireysel yaşamımızda şimdiden yarattığı kırılmalar, mevcuttaki ve gelecekteki olası tesirleri münasebetiyle…

Yapay zekâ artık sadece teknik bir yazılım değil. Neredeyse insanların harici bir uzvu, organı haline geldi geliyor tüm becerileri ve kolaylaştırıcılığıyla. Araştırıyor, veri topluyor, öğreniyor, analiz yapıyor, görsel üretiyor, hatta üslubunuza, tutumunuza göre size verdiği karşılıklarda duygusal ton taklit ediyor. Üstelik çoğu saatlerimizi, günlerimizi, haftalarımızı ve hatta aylarımızı alacak birçok işi, saniyeler içinde bizimle buluşturuyor. Hayatımızı büyülü biçimde kolaylaştırmasını bir yana bırakalım, insan varoluşuna içkin üretim biçimi ve üretim ilişkilerini bu yönüyle doğrudan etkiliyor ki; ben AI teknolojilerinin bu yönünü kesinlikle masum bulmuyorum. AI’nin becerileri ile üretim kolaylaşıyor ama düşünme süresi kısalıyor; akli kapasitemizin ve irademizin yerine gönüllü biçimde bir soyut aygıtı koymayı tercih ediyoruz.  Ve bu dönüşümün uzun vadede neye yol açacağını hiç birimiz bilmiyoruz…

Bu kadar niteliğe değil niceliğe odaklanmış;........

© Anayurt