Ekonominin kılcal damarları: Ölçek mi, etki mi?

Bir şirketin kaç bin çalışanı olduğu, fabrikanın kaç dönüm araziye yayıldığı veya yıl sonu bilançosundaki sıfırların adedi, o şirketin ekosistemdeki yerini belirleyen yegane unsurlar gibi sunuluyor. Oysa bugün, sadece rakamların ve hacimlerin diliyle konuşmak, bizi sanayinin ve üretimin asıl ruhundan uzaklaştırıyor.

Gelin bugün, o çok sevdiğimiz "büyük" kavramına biraz yukarıdan, ama tezgahın başındaki o rasyonel sanayici gözüyle bakalım. Gerçekten de bir şirketin değerini belirleyen şey sadece cüssesi midir, yoksa o cüssenin içinde bulunduğu bütüne kattığı hayati fonksiyon mu?

Sayıların ötesinde bir etki alanı

Bir şirketi çalışan sayısı üzerinden "küçük" veya "orta" diye etiketlemek, aslında modern ekonomik modelin dinamiklerini ıskalamaktır. Sanayicinin dilinde bir söz vardır: "Makineyi döndüren büyük çark değil, o çarkın dişlerini birbirine bağlayan pimi tutan iradedir." İşte bugün küçük şirketler, o kritik pim görevini üstleniyorlar.

Mesele kaç kişi olduğunuz değil, ne kadar derin bir etki yarattığınızdır. On binlerce personeli olan bir otomotiv devinin üretim hattı, sadece üç kişilik bir yazılım ekibinin yazdığı o "küçük" algoritma tıkandığında duruyorsa; o üç kişinin etki alanı on binlerce kişiden daha büyüktür. Dolayısıyla artık "mikro" veya "küçük" tanımlarını bir kenara bırakıp, "etki odaklı yapılar"........

© Analiz