Modi'nin İsrail ziyareti |
Ayrıca zamanlaması bakımından da manidar, zira uluslararası toplumun İsrail’in batı Şeria’da gerçekleştirdiği /gerçekleştirmeyi amaçladığı örtülü ilhak kararlarının kınandığı ve Gazze’deki insan hakları ihlalleri nedeniyle İsrail’e yönelik eleştirilerin yine sertleştiği bir döneme rastlıyor. Uzun tartışmalardan ve ayak sürümeden sonra Hindistan bile Batı Şeria kararını geçtiğimiz hafta kınamıştı. Modi’nin sımsıcak karşılanması, boynunda İsrail tarafından verilen devlet nişanı Knesset’te konuşması uluslararası baskı altında verilmek zorunda olan bazı kararların Hindistan-İsrail ilişkilerini bozamayacağı mesajını veriyor. Çünkü bu ilişkiden beklenti çok yüksek.
Hindistan-İsrail yakınlaşmasının on yıllık geçmişinin temel parametreleri düşünüldüğünde ufukta yeni bir şey yok ama sanki “yeni” bir şey varmış gibi, ironik bir biçimde eski haritalar kullanılarak bu ikili ilişkinin bugünkü boyutu açıklanmaya çalışılıyor. Bu çabanın dayandığı bazı saikler var.
Altıgen ittifak açıklaması
Öncelikle Netanyahu, daha yeni “altıgen ittifak” açıklamasında bulundu. İttifakın ismi bir yenilik gibi dursa da İsrail’in yeni Çevre Doktrininin ya da İbrahim Anlaşmalarının sunduğu çerçevenin ötesinde bir çerçeve getirmiyor. Hatta, İsrail’in gövde gösterisi yapmaktan hoşlandığı mevcut yakınlaşmalarından daha muğlak bir şeyi ifade ediyor ki, Netanyahu muğlaklığın farkında olduğundan bu 6 köşeli ittifak sistemini yakın zamanda somutlaştıracağını, içerisine Hindistan, GKRY ve Yunanistan ile şimdilik adını zikredemeyeceği Asyalı ve Arap devletlerin katılacağını söyledi. Aynı yemeğin piştiği bir lokanta düşünün, yemeğin tabaklanması ve ismi sürekli değişiyor ama lezzeti aynı. Yine de muğlaklığa rağmen İbrahim Anlaşmaları ya da Hindistan-Akdeniz İttifakı gibi çerçeveler........