İran'a ikinci operasyon gelirken |
İki günün çok uzun bir süre sayıldığı bir kriz dönemindeyiz. ABD’nin İran’a yönelik bir operasyonda bulunma olasılığı (operasyonun niteliği henüz net olmasa da) ciddi ölçüde artmıştır. Dolayısıyla bu yazı okuyucusu ile buluştuğunda hala tazeliğini koruyacak mı emin değiliz. Grönland’ı ABD topraklarına katma konusunda Trump’ın -bence ciddiye alınması gereken- ısrarını yazarak vakit kazanabilirdik ama çevremizde sular bu kadar sıcakken Danimarka’nın derdi ile derlenmek biraz absürt geldi. Dolayısıyla konumuz, cumaya kadar ne gibi gelişmelerin olacağını bilemesek de İran’a yönelik artan ABD baskısı.
Ne olmuştu?
Bu baskı bir süredir hissediliyordu. 12 Gün Savaşına müdahil olduktan sonra ABD ipleri gevşetmedi İran konusunda. Temmuz ayında ABD’nin İran’a müdahalesi sınırlı bir müdahaleydi. ABD, İran nükleer programını hedef almıştı almasına ama müdahaleyi üç önemli (hem işlevsel hem sembolik olarak önemli) nükleer tesis ile sınırlamıştı. Yani ne Tahran’ın tüm nükleer kapasitesini yok etmeye çalışmıştı ne de İran’da doğrudan rejim değişikliği arayışına girmişti. Hatta kendi müdahalesi ile sınırı çizdikten sonra İran-İsrail kapışmasını da ateşkese bağlamış ve rejim değişimi için çırpınan Tel Aviv’i susturmuştu. O zaman bu operasyonun bir tür zorlayıcı mesaj verme operasyonu olduğu, başarısı kadar yarattığı belirsizliğin de önemli olduğunu söylemiştik. ABD uzun bir süredir karar veremediği bir konuda, İran nükleer programını açıkça askeri seçenek kullanarak bitirmek konusunda bir karar vermişti. Ama esas hedef İran nükleer programını (ve bu arada balistik füze programını) ABD’nin istediği koşullarda bir anlaşmaya bağlayarak İran’ın sınırlanmasıydı. Bu konuda ABD, askeri operasyonunda elde ettiği kadar net bir başarı elde etmedi. Avrupalıların 2025 sonbaharında tetik mekanizmasını çalıştırması, 2015 anlaşmasının süresinin dolması İran’ın önünde bazı seçeneklerin açık olduğu hissini yarattı. İran’ın elindeki yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyumun akıbeti bilinmediği gibi nükleer teknoloji konusunda kritik bilgiye sahip bir bilim adamları jenerasyonuna sahip olduğu da not edilmeli. Tüm bu nedenlerle, bugün -hemen- olamasa da İran’ın bir anlaşma ile kendini bağlamadığı bir gelecekte yeniden zenginleştirme peşinden gideceği ama bu........