Müziğin bilinçaltıyla imtihanı |
Üstelik bu, bildiğimiz anlamda bir “ninni” meselesi de değil. Spotify’da, YouTube’da ya da herhangi bir dijital platformda “sleep” yazdığınızda karşınıza çıkan içerikler; melodiden çok frekans, şarkıdan çok beyin dalgası vaat ediyor. Müzik, kulağa hitap eden bir sanat olmaktan çıkıp doğrudan beynin elektrik sistemine dokunan bir araca dönüşüyor.
Uyku sırasında beynin ürettiği delta dalgaları, artık müzik endüstrisinin yeni hedefi. 0.5 ile 4 Hz arasındaki bu yavaş dalgalar, derin uykunun ve zihinsel onarımın anahtarı olarak görülüyor. Hal böyle olunca bestecilerin yerini algoritmalar, melodilerin yerini ise düşük frekanslı ses katmanları almaya başladı. Dinlediğimiz şeyin “güzel” olması da gerekmiyor artık; yeter ki beyni yavaşlatsın, zihni sustursun.
Burada asıl kırılma noktası, müziğin anlamının değişmesi. Eskiden bir şarkıyı dinlerdik; sözünü, melodisini, hissini hatırlardık. Bugün ise uyku müziği dinlenmiyor, maruz kalınıyor. Sabah uyandığınızda ne dinlediğinizi hatırlamıyorsunuz bile. Zaten amaç da bu. Müzik, bilinçten değil bilinçaltından geçerek etkisini gösteriyor. Bu........