menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ayıp değil ama saklı

2 0
previous day

Çünkü müzik yalnızca kulağımıza değil, kimliğimize de dokunur. Dinlediğimiz şarkılar, kendimiz hakkında çevreye verdiğimiz küçük ipuçlarıdır. Bir müzik türünü sevdiğimizi söylemek çoğu zaman yalnızca “Bu müziği seviyorum” demek değildir; “Ben böyle biriyim” demenin de dolaylı yoludur. Bu yüzden müzik zevkimizi bir çeşit sosyal kimlik kartı gibi taşırız. Beğenilerimizin bizi temsil etmesini isterken, bazı beğenilerimizin bizi ele vermesinden korkarız.

“Guilty pleasure” şarkılar tam da bu çelişkiden beslenir. Bir yanda müzik zevkimizin ciddi, seçkin ve tutarlı görünmesini isteriz; diğer yanda son derece basit, melodramatik, hatta biraz kitsch bir nakarat karşısında bütün savunmalarımızı indiririz. Çünkü insan zihni her zaman küratörlüğünü yaptığı kişi değildir. Bazen kültürel kimliğimizin özenle döşediği salonun ortasına neon ışıklı, bol simli bir pop şarkısı bırakır ve kapıyı kapatırız.

Üstelik bu şarkıların çoğunun neden bu kadar iyi çalıştığını açıklamak kolay değildir. Belki nakarat fazlasıyla tahmin edilebilirdir. Belki sözler klişedir. Belki prodüksiyon, yıllar önce modası geçmiş bir dönemi hatırlatır. Ama tam da bu kusurlar şarkıyı cazip kılar. Müzik dünyasında “iyi” ile “sevilen” arasındaki mesafe bazen şaşırtıcı derecede uzundur. Eleştirmenlerin burun kıvırdığı bir parça, bir........

© Analiz