Yamalar artık dikiş tutmuyor

Hani o meşhur "Bize her yer tekstil, her yer konfeksiyon" sloganlarıyla cari açığı bir güzel yamardık. Görünen o ki, o yamalar artık dikiş tutmuyor, kumaş atıyor.

Önümdeki son verilere, sektörün o "imdat" çığlığına bakıyorum; Türk hazır giyim sanayicisi adeta ağır bir "varoluş sancısı" çekiyor. Ama sakın yanlış anlamayın; bu öyle Jean-Paul Sartre’ın varoluşçuluğu gibi entelektüel veya felsefi bir sancı değil. Bu bildiğiniz, sanayi sitelerindeki o soğuk gerçeklik: "Dükkanı kapatsak mı, yoksa inat edip batmayı mı beklesek?" sancısı.

1500 doların dayanılmaz ağırlığı

İşin en trajikomik, en ironik kısmı ne biliyor musunuz? Bir zamanlar "ucuz iş gücü cenneti" diye pazarlandığımız, "Koşun, Türkiye'de üretim sudan ucuz" denilen dünyada, şimdi sanayicimiz küresel pazarda "pahalı butik otel" muamelesi görüyor.

Veriler ortada, gizlisi saklısı yok. Rakiplerimiz (ki onlar aslında bizim 20 yıl önceki halimiz oluyor) 250-300 dolara üretim bandını döndürürken, bizim sanayicimiz 1500 dolarlık maliyetle ringe çıkmaya çalışıyor. Aradaki uçurum, sadece rakamsal değil, hayati.

Gözünüzde canlandırın; ringdesiniz, rakibiniz tüy siklet, çevik, masrafsız. Siz ise sırtınızda 100 kiloluk enflasyon, belinizde kur baskısı ve elinizde enerji maliyeti çuvalıyla ağır sikletsiniz. Ama hakem "Hadi dövüş, şartlar eşit" diyor. Müşteri ne yapsın? Duygusal davranacak hali yok ya. "Valla seni çok seviyorum Türkiye, kaliteme lafım yok ama........

© Analiz