Sivil toplumsuz iklim masası

Masada dosyalar, maliyet hesapları, kalkınma hedefleri ve yüklü ithalat faturaları var. Ancak alınacak kararların sonuçlarını doğrudan soluyacak olanların, yani sivil toplumun tek bir temsilcisi bile o masada yok.

Geçtiğimiz günlerde katıldığım bir toplantıda tam da bu kara mizahı andıran tablo masaya yatırıldı. İklim Adaleti Programı Koordinatörü Yağız Eren Abanus, meselenin usul boyutundaki bu devasa boşluğu şu yalın cümleyle kayda geçirdi:

“Bu konularla ilgili karar alınan kurumda hiçbir sivil toplum temsilcisi yok. Yani bu, işin usul boyutu açısından çok önemli bir eksiklik.”

Gerçekten de usul, esası belirler derler. Esasa baktığımızda karşılaştığımız manzaranın da usulden pek bir farkı yok. İklim krizini çözmek için yola çıkıp, krizin asıl nedeni olan sera gazı salımlarını artırmayı öngören resmi planlar hazırlıyoruz. Abanus, hedeflerdeki bu absürt çelişkiyi şu sözlerle vurguluyor:

“İklim kriziyle ilgili en temel mesele sera gazı salımlarını azaltmak ki bu sıcaklık artışları daha da artmasın. Ancak biz bunları artırmayı öngörüyoruz.”

Bu noktada insan ister........

© Analiz