Bonfile sevdası ceketten etti

Siz mekanizmanın bir ucundaki çark "daha hızlı dönsün, işler hızlansın" diye orayı yağlamaya çalışırken, o hızın yarattığı titreşimle mekanizmanın öbür ucundaki hayati bir çarkın dişlerini kırabilirsiniz. Son günlerde deri sektörünün kalbinden, tabakhanelerden yükselen feryat, tam da bu mekanizmanın nasıl teklediğini, bir yeri yaparken başka bir yeri nasıl yıktığımızı gösteren ibretlik bir vaka.

Yıllardır gündemimizden düşmeyen, sofraların en pahalı meselesi "et sorunu" malumunuz. Strateji kağıt üzerinde gayet basit bir şekilde kurgulanmıştı: İçeride üretim yetmiyor, fiyatlar artıyor; o halde dışarıdan gemiler dolusu büyükbaş hayvan ithal edelim. Arz artsın, et bollaşsın, vatandaş da ucuza kıyma yiyebilsin. Mantık buydu.

Peki, evdeki bu matematik çarşıya, pazara, kasaba uydu mu? Ne yazık ki pek sayılmaz. İthalat tam gaz, gemiler vızır vızır işlemeye devam etse de kasaptaki etiketlerin ateşi bir türlü sönmedi. Bırakın kırmızı eti, bir zamanlar dar gelirlinin, öğrencinin, emeklinin "protein kaynağı" olan, garibanın son kalesi tavuk eti bile neredeyse kırmızı et fiyatlarıyla yarışır hale geldi, lüks sınıfına terfi etti. Bugün markette beyaz etin yanına yaklaşılmazken, kırmızı etin hayali bile kurulamaz oldu. Yani sofradaki yangını söndüremedik ama bu uğurda elimizde kalan tek somut........

© Analiz