Yas: Gidenin ardından kalan hayat

Bir anda dünyamızın eksildiğini hissederiz. Çünkü bazı insanlar sadece hayatımızda yer almaz; hayatımızın bir parçası olurlar. Onları kaybettiğimizde ise yalnızca bir insanı değil, onunla kurduğumuz anıları, alışkanlıkları, hayalleri ve geleceğe dair tasarılarımızı da kaybederiz.

İşte bu yüzden yas, yalnızca bir ölümün ardından yaşanan üzüntü değildir. Yas, sevdiğimiz birinin yokluğuna uyum sağlama çabasıdır. Kalbin, zihnin ve ruhun gerçekle yeniden tanışma sürecidir.

Toplum olarak çoğu zaman acıya tahammül etmekte zorlanıyoruz. Bir yakınını kaybeden kişiye hemen güçlü olması gerektiğini söylüyor, dikkatini başka yöne çevirmeye çalışıyor, hatta bazen ağlamasını engellemeye çalışıyoruz. Oysa yasın en büyük ihtiyacı bastırılmak değil, yaşanmaktır.

Çünkü gözyaşı, ruhun dili olabilir.

Kaybın ardından hissedilen öfke, suçluluk, inkâr, özlem, yalnızlık ve çaresizlik duyguları aslında yasın doğal parçalarıdır. İnsan bazen kaybettiği kişinin kapıdan........

© Analiz