Savaşın Türk turizmine etkileri |
Turist sayıları, turist başına elde ettiğimiz gelir ve toplam hasılatımız son beş yıldır düzenli olarak ama mütevazi oranlarda artıyor. Bu senede beklenti aynı trendin devam etmesiydi. Savaş çıkana kadar yapılan rezervasyonlar, beklentiyi teyit ediyordu. Savaş bu tabloyu tersine çevirdi. Rezervasyonlar geçen senenin %25 altına düşerken önceden yapılan rezervasyonlardan da iptaller geldi. Güneydeki otellerin bir kısmı açılışlarını şimdiden bir ay ertelediler. Güneydoğu’da, Kapadokya’da ve metropollerde geceleme fiyatları düştü.
‘’Türkiye’de savaş yok, Körfezdeki savaş bizi neden etkilesin, TUSAŞ saldırısından sonra 18 aydır terör faaliyeti de olmadı, daha yaza çok var’’ diye düşünmeyin. Zira turist riski sevmez. Savaşın ne zaman biteceği ve ne kadar yayılacağı belli değil. Savaş Avrupa’da ‘’Ortadoğu’da büyük savaş’’ puntolarıyla veriliyor. Türkiye’ye atılan üç balistik füzenin NATO tarafından etkisiz hale getirildiği manşetlere koyuldu.
Deniz-kum-güneş turizminde şubat ve mart ayları rezervasyonların en yoğun olduğu dönemdir. Rakiplerimiz Mısır, Fas, Tunus, Yunanistan, Hırvatistan, İspanya, İtalya, Karadağ, Tayland ve Endonezya. Siz turist olsanız savaş olmayan bu kadar ülke varken 17 günde üç füze atılan Türkiye’ye gelir misiniz?
Kültür turizmindeki düşüşler daha dramatik. İnsanlar televizyonlarda turistlerin Dubai’den, Katardan dönemediklerini, büyük sıkıntılar yaşadıklarını izlediler. ‘’Türkiye’ye gidersem ve savaş oraya da sıçrarsa ne yaparım’’ hissiyatıyla paralarının bir kısmını kaybetme pahasına rezervasyonlarını ya iptal ediyorlar ya da başka ülkeye çeviriyorlar.
Türkiye öncelikle yayınladığı reklamları değiştirmeli. Savaş çağrışımı yapmadan, son günlerde ülkemize gelen turistlerin mutluluklarını kendi ağızlarından ifade ettiği yeni reklam filmleri çekilerek yayınlanmalı. Ülkemizin güvenli olduğunu hissettirmeden vurgulayan, hareketli çarşı, AVM, sokak, plaj, kafe ve restoran görüntüleri yer almalı filmlerde. Sosyal medya aktif olarak kullanılmalı.
Başta Dubai olmak üzere savaşın olduğu yerleri tercih eden turistlerin yaşadığı ülkelerde de reklam kampanyası başlatmalıyız. Dubai’ye giden Rus ve Arap turistlerin önemli bölümünü ülkemize çekerek İranlı ve Batılı turistlerde meydana gelecek azalmayı kapatabiliriz. Bu hedefe ulaşmaktaki en büyük manimiz, Dubai de ve rakibimiz olan ülkelerde serbest olan casinoların Türkiye’de yasak olması. Rus ve Arap turistler kumara düşkündür.
Yasal düzenlemeleri süratle yaparak beş yıldızlı otellere, havalimanlarına ve tatil köylerine, devlete yüksek tutarda harç ödemek koşuluyla ve sadece yabancıların pasaport ibraz ederek girebileceği casinolar açma hakkı tanırsak, azalacağına kesin gözüyle bakılan turist sayısını arttırabiliriz. Casino turizmi en çok harcama yapılan turizm türü olduğundan, turist başına düşen gelir ve toplam turizm gelirimiz de artar.
‘’Bu kadar kısa sürede casino açılamaz’’ demeyin. İşin ucunda para varsa, girişimcilerimiz bu sorunu çözerler. İkinci el makineler alırlar. Savaş var demezler Beyrut’tan, Bahreyn’den, Dubai’den ve Katar’dan atıl makineleri getirirler ve seneyi kurtarırlar. Önümüzdeki senelerde, bu düzenleme sayesinde turizmimiz altın çağlarını yaşar. Zira turistler casinolarda her sene 650-700 milyar dolar harcıyorlar ve biz bu büyük pastadan pay almıyoruz. Las Vegas, Makao, Hong Kong, Monaco, Singapur’un başlıca gelir kaynağı casinolar.
Casinolarımız olmadığından hitap edemediğimiz Çin, Japon ve Kore’de (eğer açılırsa) casinoları ve kültür turizmini işleyen reklam filmleri yayınlamalıyız. Bu ülkelerde casinolar bizdeki kahvehaneler gibidir. Toplumun bütün sınıflarına hitap ederler. Hayatın bir parçası, insanların ikinci adresidir casinolar.
Dubai, alışveriş turizminde de iddialı ve çok başarılıydı. Bu nedenle Dubai’den vazgeçecek turistlere hitap edecek reklam filmlerinde İstanbul ve Antalya’nın alışveriş merkezlerini ve prestijli markalarının mağazalarını göstermeliyiz. Bakanlığımız, casinolardan tahsil ettiği harçları da reklam bütçesine katmalı. Haddizatında Ortadoğu’da Dubai’nin yerini en kolay ve hızlı İstanbul ve Antalya alabilir. Alışveriş turizmi pastası da çok büyüktür. Bulunduğumuz coğrafyada Türkiye kadar AVM ve tarihi çarşıları olan bir başka ülke yok.
Hızlıca almamız gereken bir diğer aksiyon, Şam’ın yönetimine geçen Kuzeydoğu Suriye ve Ermenistan’la aramızdaki sınır kapılarını açmak. İran’la yaptığımız sınır ticaretinde meydana gelecek azalmanın en azından bir kısmını bu kapılar vasıtasıyla kompanse edebiliriz.
Turizmde geçmişte yaptıklarımıza benzer büyük bir devrime ihtiyacımız var. Hiç pay almadığımız ya da pazar payımızın çok düşük olduğu casino, tema parkları, alışveriş, sağlık, fuar ve kongre, golf, gemi ve kaplıca turizmi gibi türlerde atılım yapmalıyız.