ABD Çin'i alt edebilecek mi? |
Rusya, Venezüella ve İran’ı uluslararası sisteme entegre ederek ya da en azından daha tarafsız bir pozisyona çekerek Çin’i yalnızlaştırmak gerektiğini savunanlar. Yönetim bu gruplar arasında sürekli el değiştirdiğinden, Çin’in müttefikleri konusunda istikrarlı politikalar uygulanamadı.
İşin ilginç yanı, tarafların İran ve Rusya ile ilgili önerdikleri politikalarında birbirinden farklı olmasıydı. Örneğin Obama’nın nükleer silah üretmekten vaz geçmesi karşılığında uygulanan ambargoyu hafifletmekteki amacı, İran’ı uluslararası sisteme entegre etmekti. Rusya’yı nötr pozisyona çekmeyi savunan Trump ise İran ile imzalanan anlaşmadan çekildi. Zira Trump’a göre İran rejimi ambargo uygulanarak devrilmeliydi. Rusya’yı Ukrayna savaşına sürükleyen Biden yönetimi, Trump’ın aksine İran’ı kazanma taraftarıydı. Bu nedenle Riyad’ın Tahran’la ilişkileri normalleştirme anlaşması imzalamasını ve Hindistan’ın İran’dan petrol tedarik etmesini desteklediler.
ABD’nin dış politikası üzerinde iki ülke her zaman etkili olmuştur: İngiltere ve İsrail. Bu iki ülke Çin’in müttefikleri konusunda hep farklı politikaları savundular. İsrail’e göre Rusya kazanılmalı, İran bölünmeli. İngiltere’ye göre İran kazanılmalı, Rusya bölünmeli. Bazen birinin dediği oldu bazen diğerinin. Bu karmaşa, ABD’nin Çin’in müttefikleri konusunda uzun vadeli politikalar uygulamasını engelledi. Bununla birlikte takip edilen politikalar sayesinde, İran ve Rusya on yıl öncesinden de beş yıl öncesinden de daha zayıflar.
Trump’ın nükleer anlaşmadan çekilerek ambargoyu ağırlaştırması İran ve Şii hilali açısından sonun başlangıcı oldu. 7 Ekim saldırısından sonra İran........