Maduro'nun kendisini "savaş esiri" olarak nitelendirmesi ne anlama geliyor?

ABD, özel kuvvetler operasyonuyla Caracas'tan alıp New York'ta mahkemeye çıkarttığı Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizmle suçlayarak ABD hukukuna göre yargılamayı amaçlıyor, Maduro ise kendisini "savaş esiri" şeklinde tanımlayarak uluslararası hukuk rejiminin uygulanmasını istediğini gösteriyor.

Manhattan Federal Mahkemesinde pazartesi yapılan ilk duruşmada mavi-turuncu hapishane üniforması giyen 63 yaşındaki Maduro, tercüman aracılığıyla, "Suçsuzum. Suçlu değilim. Ben namuslu bir adamım. Hala ülkemin başkanıyım." dedi ve kendisini "savaş esiri" (POW - Prisoner of War) olarak tanımladı.

Bu durum savaş esiri kavramının içeriğini gündeme getirdi.

Silahlı çatışma sırasında düşman tarafından yakalanan ve tutulan kişilerin "savaş esiri" sayılabilmesi için öncelikle uluslararası nitelikte bir silahlı çatışma durumunun bulunması gerekiyor.

Çatışma sırasında düşman eline geçen kişi, eğer savaşan tarafın silahlı kuvvetlerinin mensubu veya onlara bağlı milis güçlerden biriyse savaş esiri olarak korunuyor ve savaş esirinin hakları da 1949 tarihli Üçüncü Cenevre Sözleşmesi'nde özel olarak düzenleniyor.

ABD'nin de 1955 yılında tarafı haline geldiği Cenevre Sözleşmeleri'ne göre, çatışmalara katılan ve diğer tarafın eline geçen herhangi bir kişinin savaş esiri olduğu varsayılıyor. Herhangi bir şüphe durumunda, kişinin savaş esiri statüsüne hak kazanıp kazanmadığına gözaltında tutan güç değil yetkili bir mahkeme karar veriyor ve statüsü kesinleşene kadar savaş esirlerine sağlanan korumaya sahip olmaya devam ediyor.

Kural olarak iç hukukta aksi düzenlenmedikçe devlet başkanları da, ülkelerinin başkomutanı sıfatıyla "savaş esiri" statüsünü doğrudan kazanıyor ve ABD'nin Cenevre Sözleşmelerine koyduğu çekincelerde bu kuralın istisnası yer almıyor.

Uluslararası Silahlı Çatışmalar, iki veya daha fazla devletin silahlı kuvvetlerinin karşı karşıya gelmesinden oluşuyor. Bu tür çatışmaların varlığı için belirli bir yoğunluk düzeyi gerekmiyor. Tek bir askerin esir alınması bile devletler arasında uluslararası silahlı çatışma başlatabiliyor.

Silahlı çatışmaların başlangıcı, devletlerin savaş ilanıyla ya da iki ordunun aktif şekilde ateşli silahlarla çatışmaya başlamasıyla oluyor.

ABD, 3 Ocak'ta Caracas'ta gerçekleştirdiği operasyonu "kolluk operasyonu" olarak tanımlıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, "Uyuşturucu kaçakçılığı örgütlerine karşı savaştayız. Bu, Venezuela'ya karşı bir savaş değil." diyerek Venezuela ile aralarında savaş olmadığını söyleyerek olayı terörle mücadele ve kolluk operasyonu olarak ABD yerel hukukunun uygulandığı bir sahaya çekmek istiyor.

Ancak Trump'ın açıklamalarında hem geçiş sürecinde Venezuela'yı "yöneteceğini" söylemesi, hem ABD'nin ikinci bir askeri saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ima etmesi hem de Venezuela'nın kaynaklarını kullanacağını söylemesi silahlı çatışma veya işgal........

© Anadolu Ajansı Analiz