GKRY Doğu Akdeniz'de oldubitti siyasetini sürdürüyor |
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Soyalp Tamçelik, GKRY–Lübnan MEB sınırlandırma anlaşmasını ve bunun Türkiye ile Kıbrıs Türkleri açısından doğurduğu sonuçları AA Analiz için kaleme aldı.
***
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), İsrail ve Mısır’la yaptığı benzer düzenlemelerin ardından bu kez Lübnan'la yeni bir anlaşma imzaladı. 26 Kasım'da GKRY lideri Nikos Christodoulides ile Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, kamuoyunda geniş yankı uyandıran bir münhasır ekonomik bölge (MEB) sınırlandırma anlaşmasına imza attı. Anlaşma kapsamında Lübnan ile İsrail arasındaki güney sınırı ve Lübnan ile Suriye arasındaki kuzey sınırı esas alınarak GKRY ile Lübnan arasındaki MEB sınırları orta hat yöntemiyle yeniden çizildi. Metin ayrıca GKRY, Lübnan ve Suriye’nin deniz yetki alanlarının kesiştiği noktanın da tespit edildiğini ortaya atıyor.
Anlaşma, bölgesel enerji projelerine yatırım yapacaklar için hukuki güvence sağladığı iddiasıyla stratejik bir hamle olarak sunulsa da, Lübnan aleyhine orantısız bir deniz yetki alanı dağılımına yol açtığı gerekçesiyle sert biçimde eleştiriliyor. Lübnan’daki muhalefet çevreleri, bu düzenlemenin "egemenlikten taviz" ve "stratejik bir hata" olduğunu, yaklaşık 5 bin kilometrekarelik deniz alanının kaybına neden olduğunu dile getiriyor.
Cumhurbaşkanı Aoun'un "işbirliğimiz kimseyi dışlamıyor" sözlerine rağmen, hem Türkiye hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) anlaşmaya olumsuz tepki gösterdi. Türkiye, sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin adanın eşit ortağı olan Kıbrıslı Türkleri yok saymaya ve Doğu Akdeniz'de en uzun kıyı şeridine sahip kıyı devleti olan Türkiye'yi görmezden gelmeye devam ettiğini vurguladı. KKTC makamları da benzer şekilde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) Kıbrıs Türk halkını temsil etmediğini ve tüm adayı ilgilendiren konularda tek taraflı karar alamayacağını belirterek anlaşmayı "yok hükmünde" ilan etti.
2020'de Beyrut Limanı'nda meydana gelen patlama, Lübnan ekonomisine ağır bir darbe vurdu ve ülke o tarihten bu yana, büyük ölçüde, Batı kaynaklı mali yardımlara dayanır hale geldi. Avrupa Birliği'nin planladığı 1 milyar avroluk yardım paketinin ilk dilimi olan 500 milyon avronun, siyasi olarak bu anlaşmanın imzalanmasına bağlı olduğuna dair güçlü işaretler bulunuyor. Ayrıca GKRY'nin, önümüzdeki dönemde üstleneceği AB Konseyi Dönem Başkanlığı sırasında açıklanması planlanan "Akdeniz Anlaşması" çerçevesinde Lübnan'da daha etkin bir rol üstlenmesi........