Pandora'nın kutusu açıldı: ABD'nin Venezuela müdahalesi ve güç savaşları |
Bridge Turkey'in kurucu ortağı ve doktora adayı Mustafa Cem Koyuncu, ABD’nin Venezuela’ya müdahalesi çerçevesinde Latin Amerika’nın büyük güç rekabetindeki yeni jeopolitik ağırlığını AA Analiz için kaleme aldı.
***
2026 yılı, günümüzün devletler arası ilişkilerinde ve hukukunda rastlamadığımız bir krizle başladı. Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) gerçekleştirdiği özel askeri operasyonla Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores kendi ülkesinde alıkonulmuş ve yargılanmak üzere ABD’ye götürülmüştür. Söz konusu eylem hem yapılışı hem de sonuçları açısından devletlerin cevap verme reflekslerinde çok ciddi bir değişime ve uluslararası kabul görmüş normların ve hukukun rafa kalkmasına kapı aralamış, jeopolitik etkileri açısından ise tehlikeli bir uluslararası düzenin taşlarını döşemiştir.
Aralık ayının başında yayınlanan ABD’nin 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi raporunda Washington’un gelecek dönemde dünyayı nasıl okuyacağına, küresel hamlelerinin ne olacağına dair önemli ipuçları çok açık bir şekilde deklare edilmiştir.
Mevzubahis rapora göre, sanayi politikalarında restorasyon ve konsolidasyon sürecine girerek üretim gücünü yeniden kazanmayı hedefleyen ABD, jeopolitik sonuçlar doğuracak adımlara yönelecek; bu kapsamda öncelikli odak alanı ise “arka bahçesi” olarak tanımladığı ve fiziki olarak da içinde yer aldığı Batı Yarımküre olacaktır.
Söz konusu güçlü beyandan hareketle Washington’un Latin Amerika’ya tekrardan kararlı bir dönüşü vurgulamak için realist stratejilere döneceğini tahmin etmek çok da zor değildir. Lakin ABD Başkanı Donald Trump ve ekibinin gerçekleştirmiş olduğu son eylem bizlere, kuralsızlığın kural edinileceği bir yeni dünya düzenine girdiğimizi göstermiştir.
ABD’nin artık Batı Yarımküre’ye yoğunlaşması, Maduro’nun ve Venezuela’nın başına gelenlerin diğer bölge devletlerinde de farklı yollardan da olsa yaşanacağı izlenimini vermiştir. Nitekim Trump’ın, “Maduro’ya ne olduysa, adil davranmayan herkesin başına gelebilir.” ifadesi, bölgedeki görece küçük devletlere yapılmış ucu açık bir tehdit olduğu gibi bölgede uygulanacak maksimalist adımların da habercisidir. Ayrıca, hem bölgedeki Brezilya ve Meksika gibi görece güçlü ve etki alanı yaratmak isteyen ülkelere hem de bölgede hakim güç olmak isteyen Çin’e en üst perdeden verilmiş bir cevap niteliği de taşımaktadır.
Trump yönetimi, Latin Amerika üzerindeki jeopolitik üstünlüğünü sadece askeri caydırıcılık veya ekonomik yaptırımlarla değil, bölgenin fiziksel coğrafyası dahil Washington merkezli bir mülkiyet anlayışıyla yeniden tanımlayan sembolik bir hegemonya inşasıyla tahkim etmeye başlamıştır. Örneğin, zengin petrol ve doğal gaz kaynaklarına sahip olmasının yanı sıra küresel ticaret için de önemli bir geçiş noktası........