Sumud Filosu saldırıları: İsrail merkezli şiddetin küresel boyutu

Mardin Artuklu Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mehmet Rakipoğlu, Sumud Filosu’na yönelik saldırıların Doğu Akdeniz siyaseti, Gazze ablukası ve küresel dayanışma üzerindeki etkilerini AA Analiz için kaleme aldı.

Küresel Sumud Filosu, 50’den fazla ülkeden katılımcının bir araya gelerek işgalci İsrail’in Gazze’ye uyguladığı hukuksuz ablukayı kırmak ve sivillere insani yardım ulaştırmak amacıyla düzenlenen sivil bir girişimdir. Arapçada “direniş ve sebat” anlamına gelen sumud kavramı, bu filoya yalnızca bir ad değil, bir duruş manifestosu olarak verilmiştir. 2010 yılındaki Mavi Marmara saldırısının derin izlerini taşıyan bu girişim, önceki filolardan farklı olarak çok daha geniş bir uluslararası koalisyonla, kapsamlı bir hukuki hazırlıkla ve güçlü bir sivil mobilizasyonla yola çıkmıştır. İspanya, Türkiye, Tunus ve Cezayir başta olmak üzere onlarca ülkeden katılımcı aktivist ve halkların desteğiyle şekillenen filo, insani bir çağrıya verilen kolektif bir yanıt olduğu kadar Doğu Akdeniz’deki derin jeopolitik kırılmaların da aynası hâline gelmiştir.

Saldırılara rağmen Sumud Filosu

Sumud Filosu, İsrail saldırganlığını öngörerek yola çıkmıştır. Defalarca tekrarlanan İsrail müdahaleleri bu nedenle filo açısından bir sürpriz değil, hesaba katılmış bir risk olarak değerlendirilmiştir. İsrail’in korsanlık faaliyeti gerçekleştirerek el koyduğu gemiler için süreç hukuki bir boyuta taşınmış olsa da aktif seyirdeki gemiler rotalarını anlık değişikliklerle yeniden belirlemekte, tüm gemiler ise alıkonulma protokolleri eşliğinde yolculuğunu sürdürmektedir. Rota değişiklikleri yolculuğu cüzi ölçüde uzatmakla birlikte ilerlemeyi temelden sekteye uğratmamaktadır.

Birinci dalga Sumud Filosu yaklaşık 50 gemiyle yola çıkmıştır. Bu gemiler İsrail’in hiçbir hak iddia edemeyeceği, herkesin serbestçe seyredebileceği uluslararası sulara ulaştığında İsrail saldırıya geçmiştir. Söz konusu gemiler askeri ekipman taşımıyor, yalnızca sivillerden oluşuyordu; ayrıca bu saldırıların herhangi bir hukuki dayanağı da bulunmuyordu. İsrail filoyu engellemeyi başarmış olsa da bu süreç, Siyonist rejimin denizlerdeki kapasitesini ve sınırlarını da gözler önüne sermiştir.

50’den fazla gemiden oluşan bir filonun ablukayı kırma ihtimalinin çok daha yüksek olduğu, İsrail’in buna karşı koyma........

© Anadolu Ajansı Analiz