Ürdün Kralı İkinci Abdullah'ın Türkiye ziyareti: Orta Doğu'da yeni güvenlik ekseni arayışı
Doç. Dr. Necmettin Acar, Ürdün Kralı İkinci Abdullah'ın Türkiye ziyaretinin arka planını ve ziyaretin Orta Doğu'daki güvenlik dengeleri açısından ne ifade ettiğini AA Analiz için kaleme aldı.
***
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 3-4 Şubat'ta gerçekleştirdiği Riyad ve Kahire ziyaretleri, Orta Doğu'nun güvenlik mimarisinde yeni bir dönemin habercisi olan diplomatik temaslar olarak kayıtlara geçti. Her ne kadar bu görüşmelerin vitrininde ekonomik işbirliği, ticaret hacminin artırılması ve karşılıklı yatırımlar yer alsa da kapalı kapılar ardında çok daha köklü ve stratejik bir güvenlik ajandasının şekillendiği aşikar. Bu yakınlaşmanın temelinde, bölgede hızla değişen dengelerin Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır’ın çıkar ve tehdit algılarının tarihte az rastlanır bir biçimde aynı noktada buluşturması yatıyor. Bu denklemi tamamlayan bir diğer kritik gelişme ise Ürdün Kralı İkinci Abdullah'ın 7 Şubat Cumartesi günü gerçekleştirdiği Türkiye ziyareti oldu.
Kral İkinci Abdullah'ın bu ziyareti, bölgesel aktörler arasındaki tehdit algısı örtüşmesini teyit eden en somut göstergelerden biri olarak okunmalıdır. İsrail'in özellikle Batı Şeria'da yoğunlaşan saldırgan eylemleri ve bu bölgeyle tarihsel bağları bulunan Ürdün'ün hissettiği varoluşsal endişe, Amman yönetimini yeni ve güçlü bir güvenlik şemsiyesi arayışına itmiş görünüyor. Bu noktada, Türkiye'nin savunma sanayindeki atılımlarının, terörle mücadele tecrübesinin ve bölgesel krizlerdeki dengeleyici rolünün Orta Doğu için "güvenlik sağlayıcı" bir aktör olarak Ankara'yı ön plana çıkardığı söylenebilir. Bölge ülkelerinin hissettiği bu ortak güvensizlik duygusu, Türkiye'nin askeri endüstriyel kapasitesiyle birleştiğinde, Ankara ile bölge başkentleri arasında savunma ve güvenlik odaklı yeni bir işbirliği zeminini kaçınılmaz kılıyor. Orta Doğu'nun bu üç önemli aktörüyle Ürdün'ün Türkiye eksenli geliştirdiği bu yeni diyalog, bölgenin kendi güvenliğini yine bölge aktörleriyle sağlama iradesinin en net dışavurumu olacaktır.
Orta Doğu bölge güvenlik mimarisi son yıllarda derin ve çok katmanlı bir dönüşüm sürecine girmiş durumda. Bu dönüşümün en belirgin dinamikleri arasında çökmüş ve işlevsiz devlet yapılarını yaygınlaşması ve bölgesel istikrarı tehdit eden İsrail'in caydırılamayan saldırgan eylemleri yer alıyor. Bununla birlikte, geçmişte bölge ülkeleri için temel güvenlik garantisi olarak görülen ABD'nin giderek azalan bölgesel angajmanı ve müttefiklerine sağladığı fiili güvenlik şemsiyesinin........
