We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Sade Hayat İmanımızın Gereğidir

8 0 0
01.02.2021

Peygamberimizin “Lâilahe illallah…” cümlesi ile geldiğini duyan bir bedevi “demek dünyayı karşısına alacak” diye hayretini izhar etmişti. “Lâilahe illallah…” tevhidin ifadesi, tevhid ise dünya denen muammanın kilididir. Tevhid her oluşu, işi ve eyleyişi Rabbimize irca etme anlamında dünya karmaşasının şifasıdır. Şifa sadeliktedir. Bu açıdan tevhid sadeliğin şâhikasıdır. Tevhidi hayat tarzı olarak benimseyen, bir kesret ve karışıklık âlemi olan dünyadan salim kalmayı başarır. Tevhid sadeliğin, dünya şatafatın adresidir. Tevhid arı, duru ve billur bir duruş, tevhid dışı her hayat tarzı ise insanı batağa sürükleyen bir karmaşadır. Sadelik, tevhid ile tevhid dışı hayatların fârik vasfıdır. Hakka götüren sade, batıla götüren gösterişli ve karmaşıktır. Hak sade, batıl karmaşıktır. Hak kurtarır, batıl batırır: “Sen Allah de, onları bırak, daldıkları batakta oyalanadursunlar.” (Enam, 91)

Tevhidin bize öğrettiği sadelik, hayata sünnetle yansır. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in hayatı sadeliğin kendisi ile tarif edilebileceği numune bir hayattır. O Fahr-i Âlem, imkânı olduğu halde az ile iktifa etmiş, çoğa hiç itibar etmemiş, kendisi ve ailesi için hep yetecek kadar rızık istemiş, kimseye değil sadece Allah’a muhtaç olmak anlamındaki fakrı en büyük şeref telakki etmiştir. Şu düsturlar bu telakkinin ne güzel ifadeleridir: “Ey Âdemoğlu, ihtiyacından fazlasını infak etmen senin için hayırlıdır. Şayet onu elinde tutacak olsan bu senin için kötüdür. İhtiyaç duyduğun kadarını elinde bulundurduğun için kınanmazsın. Harcamaya, önce bakmakla yükümlü olduğun kimselerden başla.” (Tirmizi, Zühd, 32)

Tevhidin ve sünnettin işaret ettiği sade hayat en başta gayesi belli bir hayattır. Kalbi, zihni ve hayatı tek noktaya teksif eden kazanacaktır; o nokta Allah rızasıdır. Biz bütün ilişkilerimizi, işlerimizi, gelişlerimizi, gidişlerimizi ve görüşlerimizi, hatta bir bardağı kaldırıp bir yerden bir yere koymamızı bile Allah için yaparız. Çok iş tutmak, çok yere girip çıkmak mesele değildir; mesele her şeyi Allah’a bağlama becerisidir. Sade hayat, bizi yaratan Rabbimizin hoşnutluğunu kazanmayı önceler. Bu yolu tutan, dünya ve dünyalık ile ilişkisini asgariye indirir. Asgarilik bir denge seviyesidir. Kimin neyi, ne kadar kullanacağı ancak kendi şartları içerisinde bilinebilir. Ölçü bellidir; dünyalık hiçbir nimet amaca dönüşmemelidir. Nimetler, muvakkat bulunduğumuz şu dünyada ana gayemize erişmeye matuf vesilelerdir. Vesile, gayenin yerine geçerse sadelik bozulur.

Müslümanca yaşama sanatı, merkezinde sadeliğin olduğu bir kalp ufkudur. Bu ufka erişmek isteyen maddi vesilelerle bağını asgariye indirir, meşru olandan ölçüsünce istifade eder ve hayatın merkezine kalbinin gündemini yerleştirir. O hayatı maddi hazlar değil, manevi hazlar yönetir. Manevi hazların yönettiği bir hayat; hakkın, sâlih amelin ve sabrın tavsiye edildiği, çağrısı Allah’a yönelmiş bir hayattır. Sade yaşamak bu........

© Altınoluk


Get it on Google Play