We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Dininizi Satmayınız

9 0 0
01.01.2021

Akabe, sarp ve dar geçit manasına gelen Arapça bir kelimedir. Arabistan coğrafyasında bu isimde birçok vadi vardır. Ama Akabe dendiğinde öncelikle Mekke’ye üç kilometre mesafede şeytan taşlanan Cemerat’a yakın vadi anlaşılır. Burası Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in önce on iki, sonra yetmiş beş Medineliden Allah adına söz aldığı yerdir. O Medinelilerin iki dağın arasındaki dar bu geçitte Allah’a verdikleri söz, kıyamete kadar her müminin Allah ile ilişkisinin dünya denen bu sarp geçitteki çerçevesini tayin etmiş muhteşem bir mahiyete sahiptir.

Dünya bizim akabemizdir. Akabe, canların ve malların söz konusu olduğu bir pazardır. Rabbimiz bu pazarda bizden canlarımızı ve mallarımızı talep etmiş, karşılığında ise ebedi bir mutluluk vaat etmiştir. Bu aslında Elest Bezmi’nde Rabbimize verdiğimiz sözün arzdaki ifadesidir. Akabe bu mânâda ruhlar âlemindeki ahit meclisinin yeryüzündeki minyatürüdür. En Güzel İnsan’ın koyduğu en güzel örneklikler içerisinde Rabbimizle yaptığımız sözleşme Akabe ile ete kemiğe bürünmüştür.

Akabe’de Allah ile müminler arasında yapılan sözleşme hesap gününe kadar bütün müminleri bağlayacak bir muhtevaya sahiptir. Bu sözleşmenin önemi, kıymet ölçüsünün ne olduğunu takdir etmesinde yatar. Dünya pazarında neyin alınıp neyin satılacağı ve pahanın ne olduğu Akabe’de belli olmuştur. O gün orada Rabbimiz, Rasûlullah vesilesi ile canlara ve malları almış, karşılığında ebedi hayatı vaat etmiştir. Artık alışa ve satışa neyin konu olduğu, dahası bedel bellidir: “Allah, mü’minlerden mallarını ve canlarını, cennet karşılığında satın almıştır. Onlar, Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. (Bu), Tevrât’ta, İncîl’de ve Kur’ân’da Allah üzerine hak bir vaattir.

Allah’tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır? O hâlde yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin! İşte bu, (gerçekten) büyük kurtuluştur.” (Tevbe, 111)

Akabe pazarında ortaya çıkan kıymet hükmü, insanın sahip olduklarının pahasının ancak ve ancak ebedi hayat olduğu hakikatidir. Bunun dışında yapılacak her türlü satış zarardır, ziyandır; çünkü Akabe pazarındaki kıymet ölçüsü yaşanmış ve ispat edilmiş bir ölçüdür. O gün orada Allah’a verdikleri sözün farkında olan mü’minler, özellikle de Ensar, yaşadıkları ile bize bu sözleşmenin gerçekliğini göstermişlerdir. Bunlardan birisi olan Es’ad bin Zürâre radıyallahu anh o gün: “Ey Allah’ın Rasûlü! Biz kendimizi, oğullarımızı ve kadınlarımızı müdafaa ettiğimiz gibi Sen’i de muhâfaza edeceğiz. Eğer biz bu ahdimizi bozarsak, Allah’ın ahdini bozmuş bedbaht kimseler olalım! Yâ Rasûlullah! Bu, Sana karşı bizim sadâkat yeminimizdir! Yardımına sığınılacak olan ancak Allah Teâlâ’dır!” demişti. Bu söz neyi niye satın aldığını bilen aklı başında birisinin Allah’ın insan ile yaptığı sözleşmenin adını koymasıydı.

Hz. Es’ad’dan sonra söz alan Abdullâh bin Revâha radıyallahu anh da yaptığı alışverişin itminan ve huzuru içinde Rasûlullah Efendimize Rabbi ve kendisi için istediği şartı koşabileceğini ifade etmişti. Bunun üzerine Habîb-i Hüdâ Efendimiz şöyle mukabelede bulundular: “Rabbim için şartım, O’na ibâdet etmeniz ve hiçbir şeyi O’na şirk koşmamanızdır. Kendi hakkımdaki şartım ise, canlarınızı ve........

© Altınoluk


Get it on Google Play