We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Karanlığı Aydınlatan Yiğit Süvariler

7 0 0
02.12.2020

Nûr ve zulmet diğer bir ifadeyle karanlık ve aydınlık, birinin bulunduğu yerde diğerinin bulunmasının söz konusu bile edilemeyeceği iki kavramdır. Rabbimiz kendi katından gönderdiği ulvî mesajlarını ve peygamberlerini insanlığı zulmetten nura çıkaran kandiller olarak takdim eder. Yüce Zâtını da göklerin ve yerin aydınlatıcı nuru olarak haber verir. Hakk’ın nuruyla gereği gibi buluşanların fikir, duygu, davranış ve ahlâk dünyaları aydınlanmış ve kendileri de münevver bir şahsiyet haline gelmiş bahtiyarlar olacaklarına dikkat çeker. Hatta onların bu nurları kıyamet gününde de yüzlerinde parlayacak ve onlar birer yıldız insan olarak mahşer yerine geleceklerdir.

İslâm, bu Hak nurunun adıdır. Girdiği her gönlü, mekânı ve zamanı aydınlatan bir mânâ ve hidâyet güneşidir. Murâd-ı ilâhî, bu nûr-i Rabbânînin diyar diyar, gönül gönül zâhir ve bâtın her yere ulaşmasını müminlere bir vazife olarak yükler. Böyle bir ilâhî ışıkla buluşan mü’min gönüller, önce hücre hücre kendi özbenliklerini onunla nurlandıracak ve sonra da yeryüzünün karanlık noktalarını ışık saçan bir kandil misali aydınlatacaklardır. Mü’min kullara yüklenen; yeryüzünü imar vazifesinin ana mihveri budur. Elbette zulmeti misyon edinmiş insan ve cin şeytanları, böylesi bir aydınlığa karşı çıkacak ve gördüğü her ışık huzmesini söndürmeye, perdelemeye ve engellemeye çalışacaklardır. İnkârla kararmış kalplerindeki karanlığı, dilleri başta olmak üzere her türlü imkanlarını, İslâm nurunu ve İslâm’ın ışık saçan kandili Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellemEfendimizi örtüp perdeleme adına kullanacaklardır. Fakat ne yaparlarsa yapsınlar, çırpındıkça batacaklardır. Gayz ve kinlerinden birçoğu Ebu Cehil misali geberip gidecektir. Zira İslâm güneşi onların ağızlarıyla üfleyerek söndürecekleri cılız bir mum değildir. Rabbimiz şöyle buyurur:

“Onlar ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.” (Saff, 8)

Ziya paşa bu ayetten ilhamla bu hakikati şöyle ifade eder:
“Takdir-i Hüdâ kuvve-i bâzû ile dönmez
Bir şem’a ki Mevlâ yaka, üflemekle sönmez”

Bu va’d-i ilâhi elbette yerine gelecektir. Hakk’ın bu muradını yerine getirecek bahtiyarlar da değişik zaman ve mekanlarda hep var olmuş ve var olmaya da devam........

© Altınoluk


Get it on Google Play